Beyaz Gül Antoloji.com

Konaklamak için iki şehir vardır. Biri yoksulluk, mihnet ve işkence ile dopdolu, öbürü ise bağış, ihsan ve devletle dopdolu bir şehir. Şimdi sen her iki şehrin de yolunu öğrendin, öğrendin ama mihnet ve işkencelerle dopdolu olan şehrin yolunu tutmuş oraya gidiyorsun, kapıdan girdin mi, görmüş olduğun dehşetten yakanı yırtmaya başlarsın, bu hareket, cevizin sesine benzer, ceviz kırılmadıkça ses verip durur, ama kırıldı mı sesi kalmaz, içi de boşalınca yok olup gider. Şimdi sana bir hal (manevî bir hayat) gerektir ki, ölümden sonra seninle beraber kalsın. Durum böyle iken eğer sen: 'Biz, zahire göre hüküm veririz' dersen; ayarı tam olan altınlar yerine, kalp altınları, geçmez altınları satın almış olursun. Zaten kalpazanların işi de hep böyledir, yüzünü parlatıp altın diye gösterip satarlar, halbu ki içi bakırdır. Şimdi sana zahiri görmekten başka, bir de bâtını görmek gerek. İşte bu esnada gönlün de görmeye başlar, o zaman sen 'Biz, bâtına göre hüküm veririz' mertebesine ulaşırsın.
 


..

Devamını Oku
  • Beyaz Gül
    Beyaz Gül 25.09.2010 - 20:30

    *Seni beklerken ben, acılar içindeyim, Bir gün özlemimden, isyanımın sana olmasından korkuyorum, ne zaman bitecek bu ayrılık, bitmeyecekse şayet, kavuşmak bir hayalse, bırak beni, bırak sarhoşu yıkıldığı yerde kalsın, acımasız zalim dünyada muradı göğsünde kalsın, ve ölürken gözleri de açık kalsın...

Toplam 1 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR