Cenk Şaşkan Antoloji.com

bir varmış, bir de bakmışsın ki aslında hiç yokmuş. ................................................................................. AMENTÜİnsaneşref-i mahlûkattır derdi babambu sözün sözler içinde bir yeri vardıama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zamanbu söz asıl anlamını kavradıgeçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasındangeçti tarih denilen tamahkâr tüccarıkararmış rakamların yarıklarından sızarakbu söz yüreğime kadar alçaldıdamar kesildi, kandır akacakama kan kesilince damardan sıcaksımsıcak kelimeler boşandıaşk için karnıma ve göğsümeölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birdenaşk ve ölüm bana yenidensu ve ateş ve toprakyeniden yorumlandı.Dilce susup bedence konuşulan bir çağdabiliyorum kolay anlaşılmıyacakkanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanınyanık yağda boğulan yapıların arasındadelirmek hakkını elde bulundurmakrahma çağdaş terimlerle yanaşmak içinbana deha değilbelgeler gereklikanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imzagençkenpeşpeşe kaç gece yıllarcaacıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardımbilmezdim neden bazı saatleralaturka vakitlere ayarlıneden karpuz sergilerinde lüküs yanaryazgı desemkötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarımaTokataklıma bile gelmezdi babam onbeşli olmasa.Meyan kökü kazarmış babam kırlardaben o yaşta koltuğumda kitaplarişaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakıcebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfalarıkafamda yasak düşünceler, Gide mesela.Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzümher sevinç nöbetinde kusmak sunuldu banagecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalarresimli bir kitaptan çalardım hayatımıoysa hergünmerkep kiralayıp da kazılan kökleriForbes firmasına satan babamdı.Budurişte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korkuişte şehirleri bayındır gösteren yalanişte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşankelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıylagüçbela kurduğum cümle işte bu; ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktantenimin olanca ağırlığı yok oldu.Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudakbile bir bir çınlayanihtilal haberidirve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşunisan ayları gelince vücudu hafifletirşahlanan grevler için kahkahalarım küstahbakışlarım beyaz bulutlara karşı oburmarşlara ayarlanmak hevesindeki sesimgider şehre ve şaraba yaltaklanarakbiraz ağlayabilmek içinfotoğraflar çektirirbabamseferberlikte mekkâredir.İnsanıngölgesiyle tanımlandığı bir çağdamarşlara düşer belki birkaç şey açıklamakbelki ruhların gölgesidüşer de marşlaramümkün olur babamıvarlık sancısıyla çağırmak:Ezan sesi duyulmuyorHaç dikilmiş minbereKâfir Yunan bayrak asmışCamilere, her yereÖyle ise gel kardeşimHep verelim elelePatlatalım bombalarıÇanlar sussun her yerdeÇanlar sustu ve fakatbinlerce yılın yabancısı bir sesdeğdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludurpolistir babamCumhuriyetin bir kuludurbense anlamış değilim böyle maceralardanne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör oluryalnızcoşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvannüfus cüzdanımda tuhafekmek damgası dururbenim işim bulutlar arşınlamak gün boyuetin ıslak tadına doğruyavaş yavaş uyanmakçocuk kemiklerinden yelkenler yapıphırsız cenazelerine bine binetemiz döşeklerin ürpertisinden çeşmekorkak dualarından cibinlikler kurarakdokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraznakışsız yaşamaklarısilâhlanmak sayarakçıkardımboğaza tıkanan lokmanın hartasınıçıkınımda güneşler halka dağıtmak içinhalkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmakıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmışhazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğafly Pan-Amdrink Coca-ColaTutun ve yüzleştirin hayatlarıbiri kör batakların çırpınışında kutsalbiri serkeş ama oldukça da haklı.Ölümlerölümlere ulanmakta ustadırhayatsa bir başka hayata karşı.Oradaaşk ve çocukbirbirine katışmaznasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağıkendi tehlikesi peşinden gider insanputların dahi damarındanaktığı güne kadarsürdürür yorucu kovalamacayı.Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan? Nerde, hangi yöremizde zihnintunç surlardan berkitilmiş ülkesiağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olanparti broşürleri yoksa kafiyeler mi? Hangi cisimdir açıkça bilmek isterimtakvim yapraklarının arasını doldurannedir o katı şeyki gücügönlün dağdağasını durultacak? Hayatdört şeyle kaimdir, derdi babamsu ve ateş ve toprak.Ve rüzgâr.ona kendimi sonradan ben ekledimpişirilmiş çamurun zifiri korkusunuham yüreğin pütürlerini geçtimgövdemi alemlere zerkederekvaroldum kayrasıyla Varedenineşref-i mahlûkatnedir bildim.1974(Erbain’den) ..........................................................................................şşş ne oluyor burada. sıraya geçin bakayım. senin sıran
..

Devamını Oku
  • Ömürlü Aksoy
    Ömürlü Aksoy 23.05.2009 - 17:25

    Sağlık, mutluluk ve başarı dolu nice yıllara..
    Selam ve sevgi ile...

  • Emre Emre
    Emre Emre 14.04.2006 - 13:51

    evet hiçbirşehir hiçbir zaman yeni olamaz.üzerinde o kadar sevdanın ağırlığı varken...insan bile yeniden doğmaz...herşey o kadar eski ki. sevgiler bile.NE ZAMAN ESKİYOR SEVGİLER ÖDENEN BEDELLERİN ACISI GEÇİNCE Mİ?

Toplam 2 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR