Tutaçona
Ay Eylül ay durgun ay ilkdördün
Neden sonra neden sana bu vurgunluğum
Hep uzak dolaştım hep uzak durdum
Senin içinde olmadığın dünyalar kurdum
Sıyırıp kalbimi avuçlarından
Sensizliğin müebbet hapsine koydum
Kapadım kapıları bir bir sana açılan
Üstüne yanlızlığın mührünü vurdum
Heyhat ansızın davrandın amansız vurdun
Ve şimdi yüreğim aşkına sürgün
Ay Eylül ay durgun ay ilk dördün
Yalanlara sığındım hep eylül akşamları
Aşk koca bir yalan deyip avundum
Leyla ve Mecnun’dan Kerem ve Aslı’dan arta kalan
Toplayıp göğümden tüm yıldızları
Çöllere savurdum
Bedevi baykuşlar oynaşsın dursun
Çoban kavalında mahzun bir name tuttursun
Ve yalanlamak tüm yalanları değil yalandan
Şahidimdir şavkı vurur sıyrılır bulutlar arasından
Ay Eylül ay durgun ay ilk dördün
Şahikasın yıldız yıldız parlar gözlerin
Bakışların hüznün kıyısında oyalar beni
Deli dalgalarla gelir kah çeker sinesine
Kah öteye savurur ufalar beni
Ah bu fırtına böyle daha ne kadar sürer
Tutuşturduğun yangın öyle kolay mı söner
Ya çıkarıver bir bir sapladığın okları
Bırakıver öylece kanasın çukurları
Ya da menzilden beni eylersin azat
Saçtığın zehirle biter bu tezat
İki okkalı yumruk gibi gün be gün beni vurur gözlerin
Şahikasın yıldız yıldız parlar gözlerin
Enginlerden geçer gemiler sessiz
Uzun ve siyahtır çoğu yelkensiz
Martılar kovalar çığlık çığlığa
Dalıp çıkarken mavi sulara
Kara bir dumanda gizlenir veda
Ne bilsin demeyi martı elveda
Enginler hep mavi görünür durur
Oysa karanlığı besler büyütür
Ey o bakışlarda gizlenen zehir
Daha ne kadar köpüreceksin
Eridim kıvama geldim ve aktım
Kendimi sevdanın seline bıraktım
İster alır kabdan kaba koyarsın
İster gideceği yere yollarsın
İki okkalı yumruk gibi gün be gün beni vurur gözlerin
Sitemi benim olsun ağırsa bu sözlerim
Ne denli ağır olsa da demir prangalar
Bilirsin forsalar özgürlük için
En onulmaz fırtınaları kollar
Bulanık bakışlarda hüzün hep sevenlere mi hastır
Bunca hicran aşıklara ezelden mi mirastır
Çevirsin dursun zaman hep paslı çemberini
Kaydına alsın tarih Leyla’nın benzerini
Sevdayı Mecnun’dan sormak ne de tuhaftır
Benim sevdam tekerrürden muaftır
Ruyalar çırılçıplak ve acı itiraftır
Tutuşturduğun yangın cehenneme ithaftır
Yüreğin yüreğimde kocaman bir sığınak
Kim bilir belki benim
Yüreğim yüreğinden ne kadar da ıraktır
Uçarı turnalardan haber sorulur
Yorgun kanatları ta yüreğime dokunur
Üstüne mızrak mızrak bakışların sokulur
Aşkın anaforunda naçar bırakma beni böyle
Zülmün en nadide zanaatın mı senin söyle
Gönlüm sana yakından hasret çekmeye de alıştı
Üstümde tek hatıra o bakışların kaldı
Neyleyim nergisler yine her bahar coşacaktır
En güzide güller sana özenip açacaktır
Reddetsende taç yaprakları o al rengine boyanacaktır
Kayıt Tarihi : 11.11.2006 22:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!