Hamdım, piştim, yandım....
Ağlayan gözlerindeki bir orman büyüsüydü,
Kanayan yüreğinden orman perisine seslenen,
Görmeyen gözlerindeki bir yağmur damlasıydı,
Ağlayan yüreğinden orman perisine seslenen,
Taş olan bedenindeki bir kör sevdaydı,
Körelmiş duygularından orman perisine seslenen,
Bakmak mı zordu görmek mi
Yoksa seni çözmek mi?
Ne fark ederdi ki
Bakan kördü
Gören sağır
Yüreğim engelliydi
İşte gidiyorum
Arkada kaldı bütün sevenlerim
Yalnız gözlerdeki yaşlar kaldı
Bırakıp giderken şehrimi
Gökyüzü bile ağlarken ayrılığa
Yinede ağlamadı bu gözler
Ah! gurbet zalim gurbet,
Ne zaman bitecek bu hasret?
Gözlerim kan çanağına döndü,
Ağlatma artık beni gurbet.
Yeni kavuşmuştum sevdiğime,
Ey bu kadehte bu şarabı sunan sevgili,
Ne kattın böyle içine ki sarhoş ettin beni,
Öyle sarhoşumki idrak etmez oldum varlığımı,
Ey sevgili günahım ne? Gülü sevmek mi?
Gül Güzeline aşık olup,Gülistana girmek mi?
Çektiğim ahlar bülbülü geçti,
Senden uzak kalmıştım
Sadece kokun vardı yanımda
Ayrılık kısaydı ama hasarlı geçmişti
Tadı tuzu kalmamıştı hiçbirşeyin
Ben hastaydım
Sen endişeli
büyükşehir yaptılar bozkır köyü
kentin soğuk duvarlarında
köyler kent bulmacasında
şehirler köy bilmecesinde
sağdan sola köylü gider
şehirli iner yukardan aşağı
Sen sevmekten korkan ürkek bir ceylan,
Ben sevgiye hasret yaralı aslan,
Ne zaman bitecek bu av-avcı ilişkisi,
Bıktım artık peşinden koşmaktan,
Yaralarım kanıyor görmüyormusun,
Öldür o ceylan bakışlarınla,
Boş geçen bir yıl,
Acılara tutunarak,
Ağlayıp sızlayarak,
Kimliğini unutarak,
Benliğini yititrerek,
Boş geçen bir yıl,
'Vermek istemeyi bilmez mi?
İstemek vermeyince...'
İsteyeceksin verecek
Sabredeceksin görecek
Bekleyeceksin gelecek
Birgün acılar bitecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!