(Babam için)
‘Hafiflet yükünü’ dedin,
Yüksek tepeleri işaret ettin.
Biz yokuşu yol sandık,
Küçük bir düzlüğe razı olduk.
Gördüğümüzü sandık,
Yanıldık.
Biz seni anlayamadık.
Lü’lü dedin,
İnciyi, mercanı anlattın.
Denizler açtın önümüze,
bizse su birikintilerinde oyalandık.
Çakıl taşlarına aldandık.
Biz seni dinleyemedik.
Hafta sonumuz bağ bahçede geçerdi,
Elimiz topraga değerdi.
Küreğin sesiyle konuşurdun,
Cümlelerini işin arasına saklardın.
Biz yorulunca susardık,
Sen anlatmaya devam ederdin.
‘Azığını çok al’ dedin,
İnce bir köprüyü gösterdin.
Biz terlemeden geçmek istedik,
Üç lokmayla yetinip,
Hasadı aceleye getirdik.
Bir eşiği aşamadık.
Biz seni duyamadık.
‘Bahar yakın’ dedin,
İşaretler gösterdin her yanda.
İnandık ama,
Sabrı, toprağı sürmeden,
Beklemek sandık.
Belli ki…
Sen dalı budardın,
Biz meyveyi hemen isterdik.
Üzerimizde tortular var,
bizden önce başlamış,
bize kadar ulaşmış.
Ellerimiz karıncalı,
gözlerimiz yorgun.
Biz seni anlayamadık.
Deden şehit düştü,
Bu toprak uğruna.
Baban yetim kaldı,
Dizleri toprağa değmeden…
Sen on yedi yaşındaydın,
İlk kez bir sıraya oturduğunda…
Kuzularin sesini arkanda bırakıp,
Kalemi eline aldığında…
Toprakla çok uğraştık belki
Ama toprağın dilini,
Senin kadar öğrenemedik.
Gösterdiğini göremedik.
Kabul edersen,
şimdi...
Bir duana sığmak,
emelimiz.
Kayıt Tarihi : 11.2.2026 11:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!