Vakit tespihlerde saklı
Ve boşuna öldürür zamanı
Zaman tanrının hayata verdiği an
Doğayla insanla barışık yaşanan
Tanrıdan alınanı yaşamlara ulaştıran
Olmalı tespihsiz zamanlarda kavgan
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Helal olsun canım kardeşim.Allah O dur ki yere izmarit atamazsın kağıt atamazsın . İki doğrun yoktur yani doğru tektir.Yolunu O na döndürdüğün zaman kalp kıramaz kumar oynayamaz yerde bulduğun paraya dokunamazsın.O dur ki kuranı mealden okur anlamaya çalışırsın. Zaten kimse kuran okumaz kuran insanı okur.Devamlı mealle ilgilenenler bunu çok iyi bilir.Neye ihtiyacın varsa o karşına çıkar ayetlerden . Bunun nasıl olduğunu anlayamazsın bile.Ve nasibin varsa tabi. Yoksa harf harf ezberlesen fayda etmez. Ben bundan bir şey anlamadım der çıkarsın.Böyle aydın inanan görmiyeyim coşar da coşarım.Allah uzun ömürler versin hocam.
Saygılar
anlatım nefis,şiir gibi şiir işte kutlarım hocam...
Konu güzel..Hikaye harika..Zevkle okudum ama beni düşündürdü..Fikirler şiirle anlatılabilir mi? Ya da, anlatırken ille de şiirsel bir dil mi kullanılmalı...Siz inatla bunu yapmak istiyorsunuz..Fakat şiir daha çok duyguların kelimelerle resmedilişidir..Bana göre Mehmet Çoban fikir adamıdır..Duyguları yoğun bir fikir adamı...Çiçek böcek aşk sevda üzerine yazamaz mı? Yazar, hem de âlâsını yazar..Ne var ki Mehmet Çobanı takip edenler bilir.. O, şiire en fazla yakışan sevda üzerine yazılanlara âdeta tepkilidir..Yani aslında şiire tepkilidir...Ama
fikirlerini şiirsel dille anlatma yolunu seçmiştir..Neden?
Şunu yazmak istiyorum..Ben Mehmet Çoban'ın sayfasını açtığım zaman şiir okumaya gelmiyorum...Okuyorum çünkü fikirlerini beğeniyorum ama bu fikirleri kısırlaştıran kafiyeli satırlarda boğuluyorum.....Keşke diyorum serbest serbest yazsa yazdıklarını da burada örneğini gördüğümüz yaşamından hikayelerle donatsa acaba yazdıklarının tadına doyulur mu?..Saygılar
Vakit tespihlerde saklı
Ve boşuna öldürür zamanı
Zaman tanrının hayata verdiği an
Doğayla insanla barışık yaşanan
Tanrıdan alınanı yaşamlara ulaştıran
Olmalı tespihsiz zamanlarda kavgan
abi benim tesbihin ipi koptu..30 unu buldum 3 ü yok..onları bulamadım aramayım demi.))) boşa vakit öldürmek olur.
saygılar
TEBRİKLER...
SELAMLAR...Rahmetli Bekir Amcam akıllı ve bilgili bir insandı...
Şiir de hikayesi de mükemmeldi üstad. Allah razı olsun diyorum, sevgi ve saygılarımla.
Birol Hepgüler.
Muhterem Dost, her zamanki gibi harika bir anlatım ve dil sadelği..Kutlarım..
Selam ile..
Ve zaman tespih tanelerinde kaybolurken
Yetimlerin, yoksulların gözlerinde yaşlar süzülürken
Her süzülen gözyaşı cehennem kıvılcımına dönüşürken
Kim kurtarır tespih tanelerinde kaybolan zamanı bilemem
tane tane çekmişsin Mehmet abi tespihleri,tebrikler o kadar çok anlatmışki taneler,yüreğine sağlık.
tam puanlık bir şiir...kutlarım
ekrem bozkurt
Mükemel bir çalışma sevgili dostum. bü sadece devede kulak kalır. dinimizle ilgisi olmayıp. nice şeyler varki bugün insanlarımızın farz gördüğü.
sevgilerimle Şebap TEKER
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta