Ey gönlümün baharı yaşamamın nedeni
Zirvelerin Erciyes, düzün İstanbul senin
Gören nasıl unutur gerdanındaki beni
Yüreğin Muş Ovası, yüzün İstanbul senin
Sanırım bakışların o cennetin kıyısı
Milyonlardan fazladır hayranının sayısı
Senden iyi olamaz inan Şam’da kayısı
İlkbaharın Malatya, güzün İstanbul senin
Nasıl tarif edeyim bulunmaz ki bir eşin
Kışın tam ortasında ısıtıyor güneşin
Asya ve Avrupa’yı yakar senin ateşin
Kaşların Karadeniz, gözün İstanbul senin
Koskoca bir denizsin ve kocaman bir orman
Lokman hekim gibisin her nefesin bir derman
Benden uzak duruşun bil ki katlime ferman
Her yazdığın bir destan sözün İstanbul senin
Konak meydanındaki uçan kuşlar gibisin
Efes’te Bergama’da antik taşlar gibisin
Yunan’a eğilmeyen asil başlar gibisin
Yanışın Kordon boyu, közün İstanbul senin
Görmediğim zamanlar usul usul bittiğim
En güzel yemekleri sayesinde tattığım
Türlü bahanelerle birkaç kere tuttuğum
Ellerin Çanakkale, dizin İstanbul senin
Varlığında duyulan en büyük iftiharsın
Yokluğunda bir tanem sebeb-i intiharsın
İkinci bahar değil sen bana sonbaharsın
Kışların Erzurum’dur, yazın İstanbul senin
Aşk isimli bu derdi bir de Şiirbaz’a sor
Seni gördüğüm ilk an yüreğime düştü kor
Yirmi dokuz harf ile seni tarif etmek zor
Tamamın bütün dünya, azın İstanbul senin
‘‘ Tebessümün kâinat, nazın İstanbul senin’’
------------------------ 050620210402
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 21:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!