-krizdeki halkıma-
bir silkin
bir kendine gel
bir aynaya bak
bak ki
hiç değilse yansımanı göresin
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Doğruları irdeleyen güzel şiirinizi ve o güzel şair yüreğinizi bütün kalbimle tebrik ediyorum değerli üstadım..
Tam puanımla..
Saygı ve Selamlarımla..
Hüseyin Çubuk
kriz mi?
ne krizi.
geçtii yok öyle bişii.
inanmazsan bak
MEMLEKET HALİ
Memlekette renkli lambalar yandı
Güllük gülistanlık sanan sanana
Faturanın ucu geldi dayandı
Eyvah la meyvahla yanan yanana
Kurusıkı atar gördük kovboyu
Parti parti gezer gösterir boyu
Mikrofon elinde toplarken oyu
Bir lokma dönere kanan kanana
Her ay ev sahibi kaşını çatar
Senesi dolunca dışarı atar
Kış gelince çoluk çocukla yatar
Şal yorgan altında donan donana
İzmarit topluyor ayın sonundan
Omuzları düşmüş bezmiş canından
İşçi memur esnaf akan kanından
Yarasa ağzıyla banan banana
Bet’e razı idik geldi beteri
Biz derman istedik verdi eteri
Bulgur bulgur akar çalışan teri
Altına oturup yunan yunana
Der Engini budur memleket hali
Kaldır başı kaldır uyan ahali
Üstümüzden uçan bilmez ahvali
Kartal pençesiyle konan konana
kriz miriz yok değilmi
yokmuş değilmi
(valla buna ben de inanmadım sen inandın mı bilmiyorum)
krizdeki halkıma-
bir silkin
bir kendine gel
bir aynaya bak
bak ki
hiç değilse yansımanı göresin
göresin ki
tavır koyasın
değilmi ama,kısa öz ve tam puan.tebrikler kaleme yüreğe.
Farkındalık.Fertler yakın çevresinin,toplumun sorunlarıyla uğraşırke;kendi varlığının farkında olmuyor.Kısaca kendini ihmal ediyor.Can dost bana böyle hitap etmenizden mutlu oldum ondan cesaretle izin almadan size böyle hitap ediyorum.Allah'a
emanet olunuz.
Krızdeki halk ne kadar silkinirse silkinsin aynaya değil dünyayada baksa tavır koyamaz....Keşkw koymuş olsa....Tebrikler...atıl kesmen
Kısa ve öz ifade. Ancak aynanın ne olduğunu bilmeyen veya görüntülerinden korkanlarımız da bir hayli fazla sayıda. Kaleminize sağlık.
Cok hos. bir siir
Halkımız tavrını Cumhuriyet mitinglerinde gösterdi.Şiiri ve şairi kutlarım.Selamlar.....
Tavır koyduk sevgili Nurten, bir millet uyanıyor gördük, Ankara'da, İstanbul'da, Manisa'da, Çanakkale'de. Görülen o ki sesler duyuluyor. Umarım daha iyisini buluruz.Benim halkım daha iyisine layık çünkü.
Teşekkür ederim yazıp paylaştığın için.
Recep Uslu
tebriklerr...kendişne gelemsi için aynaya bakmaya gerek yok kendini bilsin yeterli...yüreğinize sağlık...sevgiyle kalın lütfen...
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta