Erkeksen,
dişini sık derler.
Sanki çene kemiğin
kalbinden daha dayanıklıymış gibi.
Boğazına oturan o yanık var ya,
hani konuşsan ağlayacaksın…
onu yutacaksın.
Kimse görmeyecek.
Kimse bilmeyecek.
Gözlerin dolarsa
hemen göğe bakacaksın.
Yağmur…
Toz…
Rüzgâr…
bir bahane bulacaksın
ama “canım acıyor” demeyeceksin.
Çünkü sana ağlamak değil,
katılaşmak öğretildi.
Bağırmak değil,
susmak öğretildi.
Yıkılabilirsin
ama çökmeyeceksin.
Dağılabilirsin
ama belli etmeyeceksin.
Erkeksen,
gözyaşını düşman bileceksin.
Akan her damlayı
kendine ihanet sayacaksın.
Ve bir gün
içinde su kalmayacak.
Bir nehir gibi değil,
bir mezar taşı gibi duracaksın.
Dimdik.
Soğuk.
Ve tamamen yalnız.
Yazan
Korhan KÜLÇE
28/02/2026 03:00
Kayıt Tarihi : 28.2.2026 22:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




bakalım biz ne demişiz kitabımızda konuya dair;
.
...
.
IV
düş…,
göğsümün kafesinin,
klostrofobik yüreği,
içerdesin…; bir başına ve yalnız,
sıkışıyor kapakçıkların havasız,
ya çok hızlı ya da çok yavaş atıyorsun
ve canımı acıtıyorsun zaman zaman;
kızıl gölün hep mi dalgalı senin…,
üstelik dengesizsin,
her daim yeni hastalıklar seçiyorsun
blumia kalbim,
ah benim bir deri, bir kemiğim…;
kustur kendini,
ve korundaki kuşları kızıl nehrinde,
kanınla yıka…,
hevesi kursağında kalmış sevdan mı var,
penguenler nasıl saklıyorsa bağrında,
dört aylık açlığa tahammülle,
yavrularına mama…,
elbet sen de bilirsin saklamasını
vuslat açlığını,
hem insansın ya,
ah aşk bir heves midir…;
ve madem,
rengi en kırmızıya çalan kuşu sevdinse sen kalbim,
ol şimdi pinokyo…,
ve işte gıcırdıyor tahta kalp/
yalancının çatısında…,
ey aşk…;
kalbinde sakladığın pinokyonun,
uzayan burnu,
verdiğin sözlere kızarıyor,
ağlıyor tahta bir kalp
yalandan sevicilik masallarına,
ve
bir çocuk gün/ah/sızlığı sığıyor
su sızmaz aramıza,
talan, dolan ve takladan,
var git ve bir daha hiçlikle dahi gelme huzura,
ve sayfamızı arala...,
anla;
.
...
.
TÜM YORUMLAR (1)