Çocukluğumda tandır başında anlatılan,
Kalbimde yer edinmiş o hikayelerin
En aşık olunasi kahramanı.
Orda mısın?
Tandırda ahker eksilmez olmuş hamuru yakıyor
Gecemin katran karası hasretiyle dağlandi bağrım.
Yükünü yanlış bedestanlara çözmüş müsrif bir tüccar gibiyim.
Hatta gibisi fazla..
Kalbiyle kavgalı bir meczuba benzeyen tarafım;
Yokluğunda cehennem provası bir memlekete mahpus.
Üzerime yağan şey yağmur değil. Gam,keder.
Bu bir zemheri vakit manifestosudur.
Aşkın rengi soldu sen gitmeyi ilk düşündüğünde.
Tadı kalmadı en sevdiğim yemeklerin.
Gittiğim şehirler tarumar,
Baktığım manzaralar vasat.
Sonra sen gittin bedenin kaldı sadece.
Gelmen iyiliktir diye başladığım bir şiirin ana fikri ve gönül bahçemin şehbanusu sensin.
Ürkek bir nazımla karalama defterimde altı kırmızı çizgiyle çizilen sensin.
Nasıl bir uzaklıktan gelecekesin bilmiyorum ama;
Anlamların anlamsız kaldığı bir demi devranın sebebi sensin.
Yüreğim ağzımda sözler harcıyorum en fukara halimle sana dair.
Çünkü yokluğunda geceye neşter değdi ve koyu karanlık bir kan aktı..
Güneşe meftun bir güne bakan gibi
Üzerime sen doğsan muhteşem olurdu
Ayın şavkında simasında nur akan gibi
İçten bir bakışla baksan muhteşem olurdu
Üryan ve biçare bırakmazdın, gülsen
İçimde çiçekler açtırırdın, bilsen
Ve sana dair başlıyor bütün tumcelerim
İmgelerimin çırpındığı bataklıkta yüzün hatırımı kırıyor.
Ufaliyorum sonra
Siniyorum bir köşeye cocuklugumla
İki kelam dökülüyor dudaklarımdan alev ateş
İki kelam dökülüyor dudaklarımdan;
Bir ceylan ürkekliğinde sevda
Bir tutam hüzün
Kül rengi umutlar
Soluk bir beniz
Hıçkırıkla bezenmis bir hayal
Sen....
Midemde karıncalanan bir ağrının hatrina başladım elime kalem almaya.
İçimdeki zehri kusamamak korkusuyla yazıyorum.
Merkez üssü kalbim olan ve literatüre senin adınla kaydolan;
Büyük bir zelzeleye tutuldum..
Eskilerin deyimlerinde korkuyla bahsettiği,
Çocukların uslu durması için korkutuldugu,
Merhaba sevgili karalama defterim. Seni çok özledim. İhanet ediyorum sana ama sen ihanet ettiklerimin ilki değilsin. İçini rahatlatır mı bu bilmem ama en azından bir konuda dahi olsa yalnız degilsin . Garip bir hâl var üzerimde ve cihanın her köşesi bu garip hâlde eşlik ediyor bana. Yerle yeksan kör gözlü ağır aksak ayaklı hayaller kuruyorum. Başkalarından çalıntı mutluluklarla avunmaktan yıldım sanırım. Dört başı mamur eksik şeylerin tümünden oluşan bir bütünün en tam tarafiyim yine. Histeri krizleriyle boğuşan kalbime sesimi duyuramiyorum. Kulaklarımı sağır eden acı çığlıkları bastırmak için kendimi daha ne kadar rezil edebilirim bilmiyorum. Ah sevgili karalama defterim yorgunum. Canım sıkkın. Sigaraya çok şey borçluyum. Ve borcumu ödeyecek sevinçlere sahip değilim. Şarkı rehberim acı kaynağı. Dokunduğum yerden ızdırap ateşi yükseliyor. Büyüdüğüme çok pişmanim.. Cebimde küçük umutlar taşıdım bir zamanlar. Bol keseden harcamsam belki şimdi kullanirdim. Azer bülbül ile ilk tanıştığım şarkıda kullanmistim bir umut kırıntısıni. Azer bülbül öldü ama ona ugramaktan kurtulamadim.. sevgili karalama defterim sana ne zaman gelsem önce Azer bülbül dinlemeden gelemedim. Kayıp bir adamı kim bulabilir ki sevgili dostum. Bulunmaktan umudunu yitirmiş bir adamı hemde herkesin sadece kendisini kurtarmak için kendini bile harcadığı bu iğrenç çağda kim bulabilir ki. Aramızda sır kalacaksa eğer sevgili karalama defterim kavuşmayı umduğum sessizlikle bir miktar toprağın çok yakın ilişkisi var. Toprak ve sessizlik sonra bilinçsizce bir bekleyiş ve vuslat birbirleriyle ne kadar uyumlu kelimeler değil mi. Aradaki o ritim Azer bülbül şarkılarından daha güzel olan tek ritim değil mi. Kulağa ne kadar rahatlatıcı geliyor. Ama ne yazıkki bu müziği seninle paylaşmam mümkün olmayacak. Al işte sana bir ihanet daha. Ama yinede büyüklük edip beni affeder misin tekrar. Senden çok özür dilediğimin farkındayım. Üzerime gelme çünkü seni kaybetme korkusuyla yapıyorum bunu. Senden başka kimsem kalmadı çünkü. Kavga etmesek olur mu karalama defterim. Gözümde büyüyor sayılı günler halbuki üç günlük demişlerdi dünyaya. Yalan söylemişler. Cok büyük yalan söylemişler. ne dünya üç günlük ne acı geçiyor ne insanın boşluğu doluyor. Elimde ölü düşlerimle geldim sana karalama defterim. Elimde dirilmesi mahşere kalmış hayallerimle geldim. Feryat figanlarim capcanlıyken bedenim iflas ettide geldim. Sevgili karalama defterim bana ninni söyle... Çok uykum var. Bana lütfen ninni söyle
Kan pınarları
İrin selleri ve ırsi bir ihanetin gölgesinde, merhaba sevgilim.
Taş duvarların ardında yumuşak terkedisler planladığın günlerden hatıra kalan bir acıyla merhaba.
Şimdi benim kalbimi harmanlayan isyanlarımi anlatacak kimsem yokken,
Benim elime kağıt kalem almam neden suç olsunki.
Cemalinin güzelliğini örten bütün çirkin hasletlerini gormezden gelip,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!