Güneş;
Bir başka ısıtıyor bu sabah
Buzları çözülmüş kalplerin
Pencereye konmuş
Donmuş
Mini mini kuşların
Rüzgâr;
Uğur böceklerinin kanat çırpışında
Baharın tüm kokularını estiriyor yerli yersiz burnuma
Bu pervasızlık da neyin nesi böyle?
Sanki binlerce kelebek konmuş düşlerime
Toprak;
Antik şehirlerden kalma o tanrısal aşkları
Kendini kendinde ararcasına
Bulurcasına
Ve henüz hiç bir kazıcının ulaşamadığı 'o’ sırrı çözmüş gibi
Buğulu
Arsız arsız göz kırpıyor yüreğime
Baktığım her yerde bir görünüp bir görünmez oluyor
Ve ayağımın altından çekiliyor yer
Bilin ki bende
Tarih M.Ö. ‘ye çoktan yetişmiş
Ve neredeyse bir çocuk,
Bir dinozora aşık olmak üzere
Kutsayın onu
Koruyun beni
Tedbir-sizim
Dili tutulmuştur
Unutmuşumdur belki de
Sus pus olmuştur zaman
Ve tarih yalanlar kendini
Küçük bir yürekte yok olur şiir
Silinir, utanır aşk ağırlığından
İşte o zaman
Griden siyaha
Yeşilden pembeye
Binlerce güvercin yükselir havaya
Hafifler yürek
Renklerin ışığında
Dans eder iki yürek
Bu çocuğu büyütürse 'aşk' büyütür
Öldürürse yine bir 'Aşk’ demiştim
Bu yüzdendir hep yarım kalmışlığı
Tamamlanamamışlığı
Oysa, o aşkın gölgesinde büyümeliydi o çocuk
Ve ruhuna, binlerce kimlik giydirmeliydi kadınlığının
Kayıt Tarihi : 29.3.2019 17:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!