01.12.1965 Ardahan/Çıldır yukarıcanbaz doğumluyum ilkokulu köyümde bitirdim ortaokulu ve liseyi açık öğretim (dışarıdan) bitirdim yıldız teknik üniversitesinde memur olarak görev yapmaktayım yaklaşık yirmi beş yıldır şiir yazmaktayım evliyim ve iki çocuk babasıyım.
GELDİM
Çıldır ilçesinin cambaz köyünde
Altmış beş yılında dünyaya geldim
Gözüm yok dünyanın zerre şeyinde
Ele neyse bende uymaya geldim
Fakir bir hanede açtım gözümü
Felek güldürmedi bir gün yüzümü
Mevla’m böyle yazmış benim yazımı
Çileli günlerim saymaya geldim
Çoban oldum köyümüzde sürüye
Gün kurtardım artırmadım geriye
Son başvurdum gurbet denen çareye
Ben zalim gurbete doymaya geldim
Çoğa tamahım yok istemem beleş
Azla yetinirim eylemem telaş
Mazlumdan yanayım deyilim kalleş
Zalimin derisin soymaya geldim
Taner çektiğimiz hep böyle çile
Seçmişiz gurbeti biz bilebile
Toplanın yanıma dinleyin hele
Ben bu gurbet elden caymaya geldim
Taner KARATAŞ
Eserleri
Divan Şiirlerimden
YOLCU EYLER
Yalan dünya han gibidir cümlesin yolcu eyler
Şahı sultanı tanımaz kölesin yolcu eyler
Şu faniye gel aldanma baki kalırım sanma
Ölüm haktır bir gün gelir bilesin yolcu eyler
Şefaat ya resul Allah sen eyle bize medet
Yüzüm kara divanında ya rab suçumu affet
Sök at içinden taşıma kibirle kini terk et
Sızlanmanın gereği yok gülesin yolcu eyler
Gel Mizani’m yoldan şaşma yaratana hizmet et
Bakmaz gözünün yaşına bu dünya böyle namert
İki seçki var önünde ya cehennem ya cennet
Çok çalış ki cennetini alasın yolcu eyler
Taner KARATAŞ,YERİ DEĞİL
Ey gönül uyan gafletten yatmanın yeri değil
Ar hayâyı üzerinden atmanın yeri değil
İki harca bir de arttır yarını da düşün sen
Havada bulup tavada yutmanın yeri değil
Geçim şartları zorlaştı daha fazla çalış sen
Mücadeleyi bırakma her zorluğa alış sen
Yüz çevirme dostlarına küsülüysen barış sen
Yeter karayı karaya tutmanın yeri değil
Mahlası Ozan Mizani dinle sözün Taner’in
İdareli kullanırsan başa yanar fenerin
Söz sarrafı anlar seni teslim eyle hünerin
Matahın bitpazarında satmanın yeri değil
Taner KARATAŞ.BELLİ OLSUN
Şöyle çıkalım meydana er olan belli olsun
Gidelim sarraf yanına zer olan belli olsun
Her güzelin endamına bakıp aldanmak olmaz
Arz edelim ahvalimiz yar olan belli olsun
Haram zade insan ile yola gitmek gerekmez
Saygı sevgi bilmeyenle sohbet etmek gerekmez
Doğruluk bir hazinedir yalan atmak gerekmez
Mecliste karar verilsin şer olan belli olsun
Mizani’nin bir bendeye olmamıştır zararı
Dürümüzü görsün millet onlar versin kararı
Boş boşuna konuşmanın kime olmuş yararı
Koşalım yokuş yukarı fer olan belli olsun
Taner KARATAŞ,BELLİ DEĞİL
Dünü boş ver yarın meçhul günümüz belli değil
Herkes bir yol tutmuş gider yönümüz belli değil
Varlık istersen dünyada canın sağ olsun yeter
Bugün zengin yarın fakir sonumuz belli değil
Yaratıcı çok mükemmel donatmıştır insanı
Fark eder mi her ne ise dini, ırkı, lisanı
Doğru yolu bulmak için kullanmalı imkânı
Her kafadan bir ses çıkar konumuz belli değil
Gel Mizani’m uzaklaşma yakın dur insanlığa
Fitne fesadın sonu yok kafan yor insanlığa
Bugünlerde daha çok ihtiyaç var insanlığa
Günde kırk boyaya girdik donumuz belli değil
Taner KARATAŞ
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Dursun Alabıyık
Tüm YorumlarŞiirleriniz çok güzel. Başarılar diliyorum..