Duvarda kırık bir saat , masada eski mektup,
Gönül geçmişin yükünü meyhanede uyutup.
Yine hüzün yollarına körü körüne sapıp,
Bu gece dert ortağım olan tahta masaya geldim.
Şu garip tahta masa sığmıyor artık zamana
Her kadeh dokunur içte kanayan yarama
Gönül bir sürgün misali düştü uzak diyara;
Duman altı meyhanede aklım firarda bu gece.
Her bir kadeh yudumunda anılar karşımdadır,
Umutlar zincire vurulmuş, aklım telaşındadır.
Bu loş ışıklar altında gölgen yanı başımdadır;
Sessiz feryadımı sadece suskun bir masa duyar.
Saki hiç bekleme doldur, bu gece hesaplar ağır,
Kaderim dilsiz kalmış bak, hem feryadıma sağır.
İstersen deli de hâlime, istersen bağır çağır;
Gözümün önünden gitmez o mahzun, masum yüzün.
Zaman dursun diye kırdım şu saatin çarkını,
Çok geç anladım sararmış o mektubun farkını.
Eski yaprağa yazmışsın o terk ediş şarkını;
Her bir satırın içinde kurşun gibi sözler var.
Kırık akrep yelkovana küsmüş, dönmüyor zaman,
Mürekkep solmuş gitmiş de dinmiyor içte şivan.
Meyhanenin isi, pası gözümde siyah duman;
Gönül hâlâ o bıraktığın loş kuytularda yanar.
Zamanı durdurdum amma şu sızı duramadı,
Mektubun sonunu kalbim bir hayra yoramadı.
Tahta masadan başka can bir yoldaş bulamadı;
Kırık saat, yarım yazı, içimde efkârım var.
Meyhane kapandı artık, sönen ışıklar sustu,
Karanlık bomboş sokaklar üstüme hüzün kustu.
Senden sonra şu gölgem de yalan hayata küstü;
Yitik bir seyyahım şimdi, gezerim ardın sıra.
Aylar geçti; ne mektup var ne masada bir iz var,
"Zaman unutturur" diyen dillerde yalan izi var.
Karşılaşsak şimdi o gözlerde yabancı biri var;
Çok geç anladım: Ayrılık, en büyük derin yara...
Artık ne kırık saat var ne dertli uzun gece,
Adını anarken her an durur dudakta hece.
Gittiğin günden bu yana her şey kör bir bilmece;
Solan o gençlik ömrümü gömdüm tahta masaya.
Yıllar geçti aradan, saçıma aklar düştü,
Deli fırtına dindi, içimde can çekişti.
Geride bir resim var, akla gözlerin düştü;
Ayrılık arifesi, bendim kendini avutan.
Ne eski meyhane kaldı ne dert ortağım masa,
Zaman yarayı sararmış, yalan değilmiş yasa.
Artık adını anınca gönül bürünmez yasa;
Ben artık seni değil bak, sendeki beni özlerim.
Yabancı sokaklar durmaz, adımlarım hep yorar,
Gönül bir deli nehirmiş, duruldu artık sular.
Hesaplar kapandı maziye çekildi surlar;
Şimdi uzaktan yabancı gibi seni izliyorum.
ENGİN TOPKAN (12.10.2026)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 12.10.2026 14:55:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



