Güneşin sustuğu yerden, bir ah dökülür geceye,
Sığmaz olur koca dünya, şu küçücük bir heceye.
Mürekkep bir kuyu şimdi, Yusuf’unu bekleyen,
Zaman; bir kör değirmen, ömrü ömre ekleyen.
Hangi harfin sırtına yüklesem şu sızıyı?
Kim silebilir kaderden, o en derin yazıyı?
Aşk ki; iğne deliğinden geçmektir, sessiz sedasız,
Bir gurbettir bu varlık; kimsesiz ve vedasız.
Kâğıdın beyazlığı, bir kefen gibi durur,
Söz biter, kalem titrer; hakikat bendi vurur.
Biz bir gölgenin peşinde, aslımızı kaybettik,
Sükûtun orucunda, nefsimizi katlettik.
Zemzeme; bir inilti, deryaya vuran sızı,
Gönül kesti dünyadan, o beyhude her hızı.
Vav olup bükülmekmiş, mülkün en son kemâli;
Söz bitti, isim düştü... Kaldı Aşkın Cemâli!
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 00:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!