Yarım kalmaya mahkûm olmuş bir hikâyedesin sanki, ey gönlüm...
Susma gönül, söyle derdini!
Sen susarsan, için için kan ağlarsan
Beyaz, masum sayfalar nasıl anlatır neler çektiğini?
Yoksa bu masum şair kırsın mı istiyorsun kara kalemi?
Sayfaların boynu bükük mü kalsın?
Aşk ateşiyle yanan kelimeleri
Alevlere boğdurup küle dönüştürmek mi istiyorsun?
Belki de kelimeler, anlamlarını yükünün altında ezilip
“Her şey yaşandı, bitti.” diye anlamını yitirsin istiyorsun, gönül...
Gönül, susma! Anlat derdini!
Anlat ki çare ararken çaresizliğinden kurtulursun.
Belki de sessiz feryatların çığlıkları dile geldikçe
Kanayan yaranı dağlarsın, gönül...
Susma! Susma gönül!
Kalem dile getirsin şiirlerde özlemini, yalnızlığını...
Kırık kalbinin ilacının olmadığını söyle!
Ayrılık vakti söylenmeyen,
Boğazını düğümleyen kelimeler
Sayfalara yazılmayınca gözlerinden yüreğime kan damlıyor, desene gönül...
Bilmiyor musun yoksa gönül,
Ne ölümden ne de aşktan kaçılmaz!
Susma...
Bizi hayata bağlayan bir nefestir!
Zamanı dolduğunda, ne bir eksik ne bir fazla;
Geri alınmaz!
Aşkla ecele koşan gönül zaten yorulmaz...
Susma gönül, benim bildiğimi sen de biliyorsun.
Özleminde kaybolduğun, aramasa da sohbetine doyamadığın...
“Nasılsın?” diye sormasa da,
Sen, gönül, sol yanına koyduğuna darılmazsın.
Darılmadım, kırılmadım, darmadağın oldum...
Desene gönül!
Yarım kalmaya mahkûm bir hikâyeye yazılmış kaderime,
Her yolu ayrılığa çıkıyor diye feryat etsene gönül!
Yalan dünyada attığın her adımdaki,
Her nefes;
Kör bir bıçak gibi can evimden yaralıyor, desene gönül!
Susma... Susma artık!
Bir kere yaşayacağın yalan dünyada
Bir kez olsun beni dinle, desene...
Sen söylemesen de hissediyorum;
Canın yandıkça ben de yanıyorum!
Sen sustukça ben daha çok ağlıyorum...
Susma gönül! Susma gönül!
Tütün kokan parmaklarının arasında
Yanıp kül olan sigaranın dumanında
Uzaktan sevmenin özlemi sarmış
Katran karası ciğerlerinin dört bir yanını, desene...
Sen söylemesen de ben biliyorum gönlüm,
Sen kan ağlıyorsun!
Unutmayı beceremedim,
Bakmaya kıyamadığım gözlere, desene gönül...
Şimdi...
Şimdi tek bir resim var gönlümün en güzel yerinde, diye anlatsana!
Mavi-beyaz hamavi(Baş örtüsü)
Koklayamadığım saçlarının hayali
Sarıp sarmalamış boş kalan ellerimi...
Sen her baktığında yanıyor şu gönül,
Alev alev! Desene...
Söyle! Söyle artık gönül!
Gönül koyar mısın, yarım kalan bir hikâyede gönlünden uçup gidene?
Susma gönül! Susma!
Söyle artık...
Kanadı kırık bir beyaz güvercin misali
Uçmaya çalışırken,
Çırpınırken...
Yaşarken ölmeyi öğrendim, desene gönül...
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 15:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!