Hayatım anonimleşiyor…
Kapıldım gidiyorum,
Bir bilinmezlik tufanına.
Zirveden dibe çakılıyorum
Her defasında…
Bir gün Everest Dağı’nda,
Yüreğim acılara gebe
Sancısı tutar her gece
Ne çok büyütmüşüm içimde
Miadını aşmış çoktan
Doğmak bilmez bir türlü
Kanar durur sadece.
İçimdekine veda ettim bu gece
Dışarda gök gürültülü sağanak…
Yerim kalmadı sığınacak
Üstüm başım aşk içinde…
Ne zamandan beri
Tuzlu akar oldu bu yağmurlar?
Bu hangi ayrılığın savaşı?
İşgal etmiş her yanımı.
Nereye baksam orada yüzün;
Gök/yüzün
Yer/yüzün…
Aynı gezegende,
Seni sevmek farzken yüreğime;
Ayrı geçirdiğimiz her saniyenin
Kazası var bilirsin.
‘Gel’ etme,
Günaha girmeyelim ikimiz de.
Yaprak dalından ayrıldı diye
Ağaç kök salmaktan vazgeçer mi?
Filmin sonunda kavuşmadığı için,
Aşk anlamını yitirir mi?
Şairin gökyüzüne küsmesi,
Onu kuşlara düşman eder mi?
İçten edilmeyen her veda
Koca bir acı bırakır ruhumda.
Halim yok nefes almaya
Bir yanım koşmak isterken sana..
Yandım, söndürmedin.
Üşüdüm, görmedin.
Biten bir cümleye
Tek nokta konur.
Bitmeyenlere üç nokta…
Sen benim
İki noktayla son bulan cümlemsin.
Bittiği halde,
Aralık ayı bitiyor sevgili
En büyük umudum kokina çiçeği
Yerini almış tezgahlarda
Alıp gelsem sana
Çürütmeden ömrümü
Bakabilir misin bana?
Görüyor musun yağan yağmuru?
Ahmak ıslatan…
Neden gözlerin buğulu?
Beni yakıp duran…
Bir müze yaptım pişmanlıklarımdan
Sergiliyorum tüm ayrılıklara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!