Biz neydik?
Bir avuç dalkavuğun kölesi mi?
Yorgunluktan bitap düşen sistemin sürgünü mü?
Hani, küçükken bize dayatılan bir gelecek vardı ya...
Sürekli sunulan,
Ama hiç gelmeyen o gelecek.
Nefesini tut.
Dinle kendini.
Bu sitemdir —
Kendime,
Ve sana,
Ve bu köhne zamana.
Kurallar döngüsündeyiz.
Dışarı bir adım attın mı —
Yandın.
Dinlemezler seni.
Taş olsa dayanmaz,
Ama biz hâlâ buradayız.
Yaşamak için tek bir birlik:
Sevgi.
Öyle kuru lafla değil,
Yüreğiyle, alnıyla sevgi.
Yılmaz gibi,
Dağ gibi,
Yol gibi.
Senelerce dediler ki:
“Düzen bozulmasın.”
Ama düzeni bozan hep kendileri oldu.
İşçi, emekçi,
Sömürülen bizler —
Bir avuç zengine.
Yolsuzluk diz boyu.
Gören kör, duyan sağır.
Kimse başını kaldırmaz mı?
Dilsiz bir çığlık gibi büyüyor içerimizde öfke.
Kandık…
Gelecek dediler —
Unutma.
Biz gelecek ile kandırıldık.
Bir kuru ekmek hayaline satıldı çocukluğumuz.
Umutlarımız yarına ertelendi,
Mutluluklarımız elimizden uçuverdi.
Bir bakışımız köylü,
Bir bakışımız işçi.
Dediler ki:
“Köylü milletin efendisidir.”
Ama ben hiç efendi bir köylü görmedim.
Sadece nasır,
Sadece yük,
Sadece sabır gördüm.
Ezilen mi,
Yıkılan mı,
Öldürülen mi?
Hangisiyiz biz?
Hep yarına,
Hep yarına...
Hayal edilir bir ev, bir araba.
Hayat bu mu?
Hayallerimizi bile kısıtlamışlar.
İnce bir türkü gibi susturmuşlar geleceği.
Gülüyorum artık —
Kendime.
Çünkü biz…
Sadece inandık şu statükoya.
Ve şimdi,
O statükonun mezar kazıcılarıyız.
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 00:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!