Köye geldin, sordun “noldi bu diyar?”
Kahveci bağa gitmiş, berber tamirci.
Yağmur az düştü bu sene, kurudu harmanlar,
Ekin eken garipler de perişancı.
Kuzuları güden İsmail büyüdü,
Bir hevesle şehre indi, ustaya girdi.
Dilim döndüğünce desem, pek de yürümedi,
Elindeki altın bile bakırcı oldu.
Eskiden selamı eksik etmeyen halk,
Şimdi birbirinin yüzüne bakmaz oldu.
Nerede o imece, nerede o dostluk,
Köy meydanı bile kırgınlık kokmaz oldu.
Geçen hafta düğün vardı Çoban yokuşunda,
Davulcu ile zurnacı birbirine girdi.
Gelin kızın duvağını yel götürdü,
Uğursuzluk diyen çok, konuşucu oldu.
Bu yıl da kış erken geldi,
Odun desen pahalı, kömür desen bulunmaz.
Cuma pazarı bile boş kaldı vallah,
Satıcı yoruldu, alıcı sorucu oldu.
Şu bizim Yusuf çoktan bıraktı çobanlığı,
Tuttu minibüsü, dolmuşçu geçti başa.
Dünya döndükçe değişir elbet düzen,
Köy halkı da haline razıcı oldu.
Dön baba dönelim, işler hep karıştı,
Kim ne yaptıysa bir sebep uydurdu.
Ne adalet, ne hesap, ne de özür…
Kabahatli çıkan çok, savunucu oldu.
Çekip giden gençlerin ardında
Kaldı yaşlıların solgun muhabbeti.
Köy de eski köy değil be gardaş,
Yol soran bile artık yabancı oldu.
Velhasıl söz uzadı, gönül sitem doldu,
Dert anlatmak kolay da dinleyen zor.
Bir şiirin diline düşünce bu haller,
Gönül defterine yazan da aracı oldu.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 13:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!