Düştü dalından o yaprak, sarardı benzi, soldu,
Bir nefeslik ömrü bitti, vakit akşamı buldu.
Ne bir sala okundu, ne duyuldu bir seda,
Rüzgâr, o eski dostu, fısıldadı bir veda.
Kazarken mezarını rüzgâr ıslık çalarak,
Örttü üstünü yavaşça, diğer ölü yaprak.
Gece çökünce hüzün, dağlara duman oldu,
Ay, gümüşten dualar okuyan imam oldu.
Yıldızlar şahit idi bu sessiz gömülüşe,
Dilediler ki ruhu dalsın tatlı bir düşe.
Derken gün ağarınca, doğdu ufuktan güneş,
Gördü taze mezarı, yandı bağrında ateş.
Dayanamadı bu hale, sakladı yüzünü tül ardına,
Kaçtı gitti erkenden, sığındı bulutların yurduna.
Gökyüzü karardı birden, bulutlar yasa battı,
Gözleri şişti ağlamaktan, toprağa rahmet kattı.
Bir yaprak daha düştü, sonbahar şimdi yorgun,
Biliyor ki kapıda kış; o katil, o beyaz vurgun.
Yaklaşıyor adım adım, ruhsuz ve buzdan nefes,
Ağaç, evlat yitirmiş bir baba... İçinde kafes.
Kayıt Tarihi : 17.12.2022 13:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!