Son Liman
Yeni rotanda gemiyi çok tehlikeli ama -tabi- aynı zmanda çok heyecanlı denizler bekliyor olacak.
Yolculuğun ilk başlarında, guneş ısıtırken, deniz düzken, hava sıcak, beyaz yelkenler serin rüzgarlarla dolup gemi bir martı gibi sıcak denizlere süzülürken, yolcular sarhoş, gemiciler sevinçli, kaptan hoyratca dümeni istediği yöne oynatırken, denizin ılık suları gövdeyi okşayıp yıkarken, gemi mutluluktan uçacaktir.
Ama daha sonra, açık denizlerde, korumasız sularda, havalar değişmeye baslayıp ilk yağmurlar yağınca, ıslanan yelkenler ağırlaşıp sarkmaya başladığında, ilk önce yolcular homurdanacak, sonra tayfalar sızlanacak, kaptan kaşlarını çatacak, gemi üşümeye başlayacak…
Hele -aslında- kıyılar ve iç denizler için inşa olan geminin dayanamayacağı açık deniz fırtınaları çıktığında, yelkenler şiddetli rüzgarlarda patladığında, direkler dayanamayıp kırıldığında, gelen ilk limanda yolcular, bir sonrakinde tayfalar, ve daha sonrakinde kaptan ve en sonunda ambarlarındaki son yiyecek kırıntılarını yemekte olan fareler kaçtığında, gemi "son liman"ını aradığında, ister hiç görmediğin bir ülkenin hiç uğramadığı bir limanı olsun, ister ıssız bir adanın kuytu bir koyu olsun, isterse okyanusun en karanlık derin bir çukuru olsun orada seni bekliyor olacagim…
Yeni rotanda iyi yolculuklar!
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bilmukabele saygılar selamlar...
Usta kalemınızden dökülen nadıde satırlarınız için yuregınıze tesekkurlerımı sunarım saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta