SİVAS
Bir dağın gölgesinde başlar adım,
Rüzgârı serttir ama sözü merttir bu toprağın.
Ayazı kemiklere işler de
İnsanının yüreği ateş gibi yakar geceleri.
Ben Sivaslıyım,
Soğuğu alnında, sabrı omzunda taşıyanlardanım.
Taşında tarih var bu şehrin,
Her kaldırımında bir suskun destan.
Selçuklu’nun duası sinmiştir duvarlarına,
Osmanlı’nın vakarı durur kapı eşiklerinde.
Gök Medrese susar ama anlatır,
Çifte Minare göğe iki kez yemin eder gibi yükselir.
Burada taş bile unutmamayı bilir.
Kızılırmak geçer usul usul içimizden,
Sanki her çağdan bir sır taşır beraberinde.
Yazın sarıdır bozkır,
Altın gibi parlar ama kolay teslim olmaz.
Kış gelince beyaz bir kefen serilir ovaya,
Ölüm değil, yeniden doğuştur bu soğuk.
Bu toprak yiğit doğurur,
Sözü kısa, duruşu uzun insanlar yetiştirir.
Eli nasırlıdır ama gönlü yumuşak,
Mazluma kalkan, zalime dağdır Sivaslı.
Düşene sırt olmaz,
Ama eğilene de başını eğmez.
Pir Sultan’ın nefesi dolaşır rüzgârında,
Hak dedi mi canından vazgeçenlerin izidir bu.
Âşık Veysel bakar toprağa,
“Benim sadık yârim kara topraktır” diye öğretir sabrı.
Sivas, sazın sözle imtihanıdır,
Acının türküye dönüştüğü yerdir.
Her evde bir göç hikâyesi,
Her vedada yutkunmuş bir cümle vardır.
Giden gider ama kopamaz,
Çünkü Sivas insanın içine bir kere düşer.
Uzakta olsan da
Ayazı rüyana girer, toprağı seni çağırır.
Ben bu şehrin suskunluğundan öğrendim dik durmayı,
Az konuşup çok taşımayı içimde.
Ne zaman yorulsam,
Bir bozkır akşamı gelir aklıma,
Ve bilirim:
Köküm sağlam, yolum uzun.
Sivas;
Yiğidin adı, sabrın yurdu,
Tarihin taşta, insanın yüzünde yazılı olduğu yer.
Benim memleketim…
Soğuğu sert, insanı adam gibi olan şehir.
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 16:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!