Ağaçmışım önceden yaprağı gür
Kor gözlere tutuşup olmadan kör
Ne ala maviymiş gökyüzü bir gör
Efil efil yel kokunu sezdirir
Sükutun nabzını dinletti bana
Sabahlara kadar otur, ağla; ne fayda
Kalbine atılacak ok kalmadı yayda
Durağıma varmadan uğrar karanlığa
Diyarına giden trenlerin farklı rayda
Geçer karanlık tünellere baka baka
Çık düşümden
Mor menekşem
Göz altlarımdasın
Uyku uyutturmadın
Lambam, kandillerim?
Dolunayın parlamadığı gece bana
Uzakta sen, sensizlik
Rahat uyuyamadığım gece bana
Uzakta ben, sessizlik
Askıda yıldızlar var
Samimiyetsizlik sana ihanet olmuş
Güya deli divane aşkım lanet olmuş
Senin verdiğin gam değil metanet olmuş
Yalanmışım, zaman seni haklı çıkardı
Yüz yüze konuşmaktan bile aczetmişim
Yerine dünyanın en alçak
Günden güne olurken gark
Kurtarmak için beni sark
Pamuk ellerini sımsıcak
Nazikçe koy avucuma
İstemem, çünkü koymazsın
Hiç kendimde değilim inan
Boşluğa düşerim kimi zaman
Kalemim aşkıma ferman
Mutluluğum, reddinle son bulan
Yiyip bitiriyor beni korkusu
Hayatın çekilebilir tek tarafı
Bu diyarda olmamın tek açıklaması
Kuşkusuz senin varlığın olmalı
Tüm kaygı ve sıkıntılara karşın
Zihnimin berraklığı, içimin ferahlığı
Islak kirpiklerin tenine düşerken
Sormuşum kendime nedendir ağlamam
Uçmuş hayallerin koşamam peşinden
Yoktur ki imkan, yüzündendir ağlamam
Ahar bir rayiha, na-mevcut eşinden
Yâr yanımda yok iken de günüm geçer sandım
Mahrum ettin seni benden canımdan usandım
Bin pınarlı dereme aktın sana susadım
Kışı getirdin gök maviyi karaya çaldın
Ölümüme o kadar yakın yaşama ırak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!