. Anılar ve...
.....
Askerlik dönüşü, avareliğe serseriliğe devam diyordum... Eskisi gibi her sokakta, bir gönül sultanı olmasa da, ara sıra kahveye takılıyor, bazanda bahçeye gidip kitaplar okuyordum... O günlerden bir günde Malik ile kahveden 500 metre uzaklaşmışken, burun buruna geldik Ersan Hocamız ile... Elini öpmeye kalkıştım... Elini vermedi gözlerimin içine derin derin bakıp, “Neden kaçıyorsun bir yanlış mı yaptık Nebi!..” dedi.... Sanırım – 1-2 yıl olmuştu Öğretmenlik’den sonra Kozan Belediye Başkanlığını kazanalı... Kem küm etmekten başka ne yapabilirdim... Bazılarının yaptığı gibi Hocam işsizim mi demeliydim... “Malik bunu zorla getir. İkinizi de en kısa zamanda bekliyorum...” diyerek ayrıldı... Bayağı, çok sayıda Ticaret Lisesi mezunu öğrencisini işsizlikten kurtarmıştı... Malik nasıl çıkarım karşısına en az 500 öğrencisi var... Bir işe girdiğimde karşısına çıkar Hocam şurada çalışıyorum der, gururla yüzüm açık olarak çay, kahve içmeye davet ederim... Ömür boyu sevip sayacağımız Hocamızdır. Ağrıyan başını bir de ben ağrıtamam demiştim... 30 yıl sonra biraz gecikmeli olsa da çok şükür Kozan Ticaret Lisesi Mezunları toplantılarımız da 2 yıl üst üste yanyana fotoğraflar çektirip, Dağılcak da Acılı Adana yemiş, çaylar içmiş, sohbetler etmiştik... Ne yapayım ey ayna sevdiğim hiçbir insana yük olmak istemiyor, ayağına dolaşmamak için yolundan çekiliyorum... Ne zaman bana ihtiyacı olur da ararsa, elbette ki beni bulur (yalnızlığında sığınacağım dostu isem...) her zaman... Ey dostumsun dediğim; Bilki kapım, yüreğim daima açıktır... Ne kadar imkanım varsa, Allah için, dostluğumuz hatırına, avuçlarına dökülür avuçlarımdan... Üç dostumdan (Hangisi olursa fark etmez...) son ve tek dileğim, dört kişiye çukuruma kadar cansız bedenimi taşıtmaları ve üzerimi kapattırmaları... Ne taş isterim başıma, ne yaş isterim taşıma...
.....
ŞIMARMA LAN BABALIK!..
("Xarıbülbül" Musiqi Festivalı. Şuşa! 13.05.2021 dinlerken...)
.....
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta