AÖF Türk Dili ve Edebiyatı okuyor
Senin boyun dut ağacı yeşermiş köyün altında geminin önünde
Evin nerede evin nerede
Bilemem bilemem felek o sahipsiz kör ocağı alma felek alma kurbanın olam
Dar ettin evimi halimi soran olmaz
Küskünlüğümsünüz kendini önemseyen
Sizi düşününce büyüklenen her şey duruyor susuyor izan
Aldatanın içki şişesi parmaklarının arasından yere dağılıyor gururlu
Sever mi sever belki elem verici azap
Ruhun sesinden yazma ayağın ateşe basar
Sırrını solusan yüzüne ateş basar çare biter
yanında duvarda kesik baş can ile
Ölümün güzelliği yakmaz asil göz ile
görmedim desede kalem susar aldırmam
Bir hıçkırık olursun uğultulu kalbimde aklı içiren
Öyle böyle değil ne demir ne ağaç gökten sarkan ışık hüzmesi etten çarmıh zamanı güpegündüz soran
Güneş ağlar parçacıklarına ışıdığında akşam olma gel
dağlara süzülen mor yaşayan henüz ölmedi
Tanrı'ya inanmazdı şarap ahı
Deniz gökyüzünü perdelediği boyutta
Güpegündüz gülümseyen renkte
Dünya alçak mı alçak yerde
İnsan oluşturur yenilenirmiş
Eşyalar tanıklık ediyor mutsuzluğuma
Bir sandalye çekiyorum ayaklarımın altına gözlerim yuvalarından çıkıyor
yükseliyor başım huzursuzluğumla
camdan bakarken komşu evlerin sükunetine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!