Sen hiç uzaklara gittin mi be tatlı kız! Gidip de Okyanus kıyıların da yüzdün mü hiç,
Yaşadın mı med cezir i gördün mü gel gitleri sevgi dolup korku boşaldın mı?
Senin uzaklarda sevgilin oldu mu şeker kız,uzaklardan gelip de seni buldu mu? sevgisiyle seni sarıp sarmalayıp sevgini yaşattı mı? Gereksiz korkularını tesbih yapıp salladı mı?
Benim uzaklarda sevgilim oldu be tatlı kız,uzaklardan habersizce gelip beni buldu sevgisiyle sarıp sarmaladı beni, sevgimi doyasıya yaşattı bana,korkularımı Zeus altar'ın da sevgi bıçağı ile kurban etti...
Sen bana bir değer yükleme be canım bırak fırsat tanı ben sana değerimi göstereyim,sen benim bataklığımı kurutma batırayım seni içime, kal orada,patikam dan korkmadan geç korkma acıtmam canını kanatmam oranı buranı... Aşk da sevgi de menfaat gözetme be şeker
bırak parayı pulu köşeyi dönmeyi sen benim kalbi mi sevgi mi kazan,asfaltım bedava olsun...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta