## REBİÜLEVVEL AYI, VELADET-İ NEBİ VE TESLİMİYET AHVALİ## 1. Giriş: Hamdele, Salvele ve Karşılama (0 - 5. Dakika)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ.
Aziz ve muhterem Müslümanlar,
Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, bizlere İslam gibi bir şeref, iman gibi bir devlet ihsan eden Yüce Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun.
"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyuran; karanlıklar altında inleyen insanlığı, getirdiği nurla aydınlığa kavuşturan Alemlerin Efendisi, rehberimiz, şefaatçimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.), onun pak aline ve ashabına salat ü selam olsun.
Kıymetli Müminler,
Bugün, zaman tünelinin en bereketli duraklarından birindeyiz. İlahi rahmetin yeryüzüne sağanak sağanak yağdığı, insanlığın makus talihinin değiştiği kutlu bir meclisin eşiğindedir gönüllerimiz. Rebiülevvel ayının gölgesi üzerimize düşmüş durumda. Gönüllerimiz heyecanlı, ruhlarımız müstebşir. Çünkü bu ay, sıradan bir zaman dilimi değildir. Bu ay; insanlığın baharı, kalplerin şifası ve cihanın sultanının dünyaya teşrif ettiği veladet ayıdır.
------------------------------
## 2. Rebiülevvel Ayının Önemi ve Veladet-i Nebi (5 - 15. Dakika)
Dostlar, "Rebiülevvel" kelime manası itibariyle "ilk bahar" demektir. Ne kadar manidardır değil mi? Coğrafi olarak kışın ardından gelen bahar yeryüzünü nasıl canlandırırsa, bu ayda dünyaya gelen Efendimiz (s.a.v.) de cehaletin, zulmün ve şirkin kışı altında donmuş olan insanlık ruhunu öylece canlandırmış, ona ebedi bir bahar nefhası üflemiştir.
O gelmeden önce dünya bir karanlık içindeydi. Güçlü zayıfı eziyor, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, insanlık kendi elleriyle yonttuğu putlara taparak kendi şerefini ayaklar altına alıyordu. Adalet lügatlerden silinmiş, şefkat kalplerden sökülüp atılmıştı.
İşte tam bu fetret döneminde, insanlığın "Yetiş ey hakan-ı mürselin!" diye inlediği bir demde, takvimler Fil Yılı'nda Rebiülevvel ayının 12. gecesini gösterirken, Mekke’de bir güneş doğdu. O güneş, Amine’nin yetimi, Abdullah’ın emaneti, kainatın efendisi Hazreti Muhammed (s.a.v.) idi.
Yüce Rabbimiz, Enbiya Suresi 107. ayet-i kerimede bu gelişin gayesini ne kadar net ortaya koyuyor:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
"Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik."
Dikkat buyurun cemaat-i müslimin! Ayette "Seni sadece Müslümanlara" ya da "Seni sadece Mekkelilere" denmiyor. "Alemlere rahmet" deniyor. O'nun gelişiyle taşa, toprağa, hayvana, kadına, yetime, mazluma rahmet gelmiştir. O'nun gelişi, kölelerin zincirlerini kırmış, kalplere merhamet aşısı yapmıştır.
Rabbimiz bir başka ayet-i kerimede, Ahzab Suresi 21. ayette bizlere rehberimizi şöyle işaret ediyor:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُو اللهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللهَ كَثِيرًا
"Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır."
Biz hayatı kimden öğreneceğiz? Evimizde nasıl bir baba, ticaretimizde nasıl bir dürüst insan, secdemizde nasıl bir kul olacağımızı o "Üsve-i Hasene" olan, yani en güzel örnek olan Peygamberimizden öğreneceğiz. O, yaşayan bir Kur'an'dı. Hazreti Aişe validemize (r.anha) Efendimiz'in ahlakı sorulduğunda, "Siz Kur'an okumuyor musunuz? O'nun ahlakı Kur'an'dı" buyurmuştu.
------------------------------
## 3. Sünnete Bağlılık ve Hadislerin Işığında Resulullah (15 - 25. Dakika)
Aziz Cemaat,
Peygamber sevgisi sadece kuru bir iddiadan, Mevlid gecelerinde sadece mevlit dinleyip gözyaşı dökmekten ibaret kalmamalıdır. Gerçek sevgi, O'nun izini takip etmektir. O'nun bıraktığı mirasa, sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılmaktır.
Efendimiz (s.a.v.) Veda Hutbesi'nde bizlere neyi emanet bıraktı? Şöyle buyurmuştu:
"Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Allah’ın Kitabı (Kur’an) ve Resulünün sünneti." (Muvatta, Kader, 3)
Bugün dünyadaki bunalımların, ailevi huzursuzlukların, toplumsal yozlaşmaların temel sebebi nedir biliyor musunuz? Emanete sönük bakmamız, sünnetin hayatımızdaki yerini kaybetmesidir. Efendimiz (s.a.v.) komşusu açken tok yatmamayı emrederken, biz bencillik girdabında boğuluyoruz. O, "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin" (Buhari, İlim, 11) buyururken, biz birbirimize hayatı dar ediyoruz.
Bakınız, Peygamberimiz imanın tadını almayı neye bağlıyor? Buyuruyor ki:
"Üç özellik vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır: Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmek, sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmek ve imandan sonra küfre dönmeyi ateşe atılmaktan daha kötü görmek." (Buhari, İman, 9)
Soruyorum kendime, soralım kendimize: Hayatımızda kararlar alırken Allah ve Resulünün rızası, bizim şahsi menfaatlerimizden, ticari kârımızdan, nefsi arzularımızdan önce mi geliyor? Eğer önce geliyorsa, müjdeler olsun; kalbimiz imanın tadına ermiş demektir.
------------------------------
## 4. Asıl Makam: Teslimiyet ve İtaat (25 - 35. Dakika)
Muhterem Müslümanlar,
Vaazımızın kalbine, can evine geliyoruz: Teslimiyet.
İslam, kelime kökü itibariyle "silm" yani barış ve "teslimiyet" demektir. Allah’a ve O'nun Resulüne teslim olmayan bir kalbin tam manasıyla mümin olması mümkün değildir. Mümin, Allah ve Resulü bir hüküm verdiği zaman, "Ama, fakat, lakin, bence, bence bu devirde..." demeyi bir kenara bırakan kimsedir.
Ayet-i kerime gayet açıktır. Ahzab Suresi 36. ayette Rabbimiz buyuruyor ki:
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ
"Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur."
İşte teslimiyet budur! Hazreti Ebubekir’i "Sıddık" yapan makam budur. Müşrikler Miraç hadisesini duyduklarında alay ederek Ebubekir’e geldiler: "Bak, senin arkadaşın bir gecede Mescid-i Aksa’ya gittiğini, oradan göklere çıktığını söylüyor, buna da mı inanacaksın?" dediler. Hazreti Ebubekir hiç tereddüt etmedi, aklını vahyin önüne geçirmedi. Ne dedi? "O söylüyorsa doğrudur!"
İşte bu teslimiyet akıl üstü bir aşktır, iman kalitesidir. Bizler bugün ne kadar teslimiz?
* Faiz haram dendiğinde ticaretimizde durabiliyor muyuz?
* Kul hakkı yemeyin dendiğinde menfaatimizden vazgeçebiliyor muyuz?
* Gıybetten, yalandan uzak durun denildiğinde dilimizi tutabiliyor muyuz?
Eğer burada zorlanıyorsak, Efendimiz’e olan teslimiyetimizi ve muhabbetimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Unutmayalım ki, saadet ancak itaat ve teslimiyettedir. Nisa Suresi 65. ayette Rabbimiz çok sarsıcı bir ikazda bulunuyor:
"Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar."
Tüyler ürperten bir ayet. "İçlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle..." Yani "İbadetimi yapıyorum ama şu kural da aklıma pek yatmıyor" demek imanın özüyle bağdaşmaz. Biz kuluz; plan kuranların en hayırlısı olan Allah’a ve O'nun ümmeti için geceler boyu gözyaşı döken Resulullah’a teslim olmak, uçağa binen yolcunun pilota teslim olmasından bin kat daha güvenlidir.
------------------------------
## 5. Hatime ve Dua (35 - 40. Dakika)
Aziz kardeşlerim, derttaşlarım,
Rebiülevvel ayı, bizim için silkiniş ayı olsun. Bu ayda evlerimizde Peygamberimiz daha çok konuşulsun. Çocuklarımıza onun merhametini, dürüstlüğünü, insanlığını anlatalım. Sadece onun doğumunu kutlamayalım; onun ahlakını, adaletini, namaz hassasiyetini, yetim koruyuşunu hayatımıza davet edelim. Ancak o zaman bu ay bize gerçek anlamda "İlkbahar" olur.
Gelin, bu mübarek günlerin feyzinden istifade ederek ellerimizi semaya açalım ve kalpten amin diyelim:
Yâ Rabbel Âlemîn! Bizleri dünyaya rahmet olarak gönderdiğin o yüce Peygamber’e ümmet eyleme şerefini bahşettin, bu şerefi feda ettirme. Bizleri onun sünnetinden, onun yolundan ayırma.
Yâ İlahi! Kalplerimize Hazreti Ebubekir’in teslimiyetini, Hazreti Ömer’in adaletini, Hazreti Osman’ın hayasını, Hazreti Ali’nin ilmini ve cesaretini ihsan eyle. Bizleri akıllarıyla rızana set çekenlerden değil; sana ve Resulüne kayıtsız şartsız, gönülden teslim olan sadık kullarından eyle.
Dualarımızı kabul eyle, günahlarımızı af eyle, vatanımızı, milletimizi ve tüm İslam alemini her türlü afetten, musibetten ve fitneden muhafaza eyle. Önümüzdeki Mevlid Kandili’ni şimdiden mübarek eyle, uyanışımıza vesile kıl.
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.
Allah rızası için, geçmişlerimizin ruhu için, Lillahi'l-Fâtiha.
Kayıt Tarihi : 21.08.2026 11:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!