Ses
SES
Ve
Sürgün düşlerin iniltileri
Güneş
Kocası ölen kadınların sabahında
Şımarık bir eceldir
Bozkırlar, kerpiç yığınları, harman lekesi
Yağmur serinliği dokunmuş ıslak evler
Sarı anızlarda göveren güz yeşili
Şeleklerinde dünyayı taşıyan kadınlar
Sessiz soğuk bir ırmak gibi
Akarlar akşamüstleri
Tütmeyen ocaklarına
Tarlalarda bırakırlar
Çamurlara batan ayakkabılarını
Tüm sesler susar
Solucan katarları yürür
Tenlerini emen toprakta
Üşüyen uykusuz çocuklar
Kerpiç evlerin duvarlarına çizerler
Mor dudaklarını emen yokluğu
Kapı aralıklarından sızan soğuk
Rüyalarını üşütür kadınların
Giden oğulların son nefesidir
Bakır renkli dağlar
Gömülür yağmurun sisli ayiniyle
Acıyı öykünür
Kapı önünde çıplak söğüt
İnce zülüflerini bırakarak
Rüzgârın mevsimine
Umarsız bir rindin nefesi diriliyor
Işıksız köylerin karanlık kuytularında
Şehirleri işgale yeltenmiş bir yemin
Avuçları nasırlı annelerin
Küçük pencerelerinden girerek
Söndürüyor isli lambalarını
Ey anne!
Sarıçiğdem mevsimi dağlarımızda
Acıyan ellerine taş kınalar yaktığında
Ak düşmüş saçlarını ısıtacak türkülerim
Toprağa süzülen ilk cemre
Mor sümbül mevsimi başlatır
Dağlarımızda
Yıllar geçse de unutmuyorum
Nefes almayı
Öğrettiğin gibi
Ve hiç hatırlamıyorum nefes aldığımı
Senden başka
Köy çeşmeleri, çakmak taşları
Ayakkabı topuklarından yapılan tekerlek
Sürgit ufukta kovalanan toprak yollar
Kanallarda salınan sarı kamışlar
Kar altında ekin göcekleri
Çocukluğumu kundaklayan
Bozkır çimenleri
Beni büyüten annemin sesidir
Kayıt Tarihi : 17.12.2007 11:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!