dönüp geriye bakınca
ömrümde tarhı sobelenmiş bağlar,
nice ırmak kurumuş,
kirlenmiş nice su,
kafamın içinde kalemin hiç bitmeyen cızırtısı;
tebessüm eder etmez savruluyor ihanetin kokusu,
nerden bilebilirdim ki kaç çıkrığı azmış yara pusuda yatar…
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




dinlemek düşüyor bize anlatıları... şiire bakış dünyaya bakıştır diyerek geçeceğim bu derin sulardan...
Sandık sandık bahtımıza devreden asırlık veballer varken
Üzeri ısmarlama mutluluklarla işlliyken
Ve kapışıyorken ebleh kimliklerimiz
Mutlu bir domuz olunabilir ancak
Secdede şakağı tekmeleyen hüzünse
Mutsuz Sokrat olma seçeneğini yeğler
Söze tebrigimle
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta