17/10/1988 tarihinde Kastamonu Merkezde dünyaya gözlerimi açtım. Öğrenimi Kastamonu da tamamladım. Hukuk Büro Yönetimi ve Sekreterlik mezunuyum ve hala öğrenciyim.
Bir oba düşlüyorum, bir dilsizin sesinde,
Mısralarımdan sağlam otağlar kuruyorlar,
Bembeyaz kâğıtlara sofralar serilince,
Bir kopuz eşliğinde türlüler söylüyorlar.
Sonra sen geliyorsun, omuzunda ferace,
Yürüyüp durdun da, ermedin düşe,
Garip bir burukluk kaldı gönülde,
Baki bir tebessüm düşmedi yüze,
Kapını çalmadı, kadim bir neşe.
Göğünde yıldızlı, daracık mahpus,
Gönlüme koyan seni, kavuşturur mu bilmem,
Ellerimi açıp da, bir gececik dilesem,
Kalbime koyan seni, düşündürür mü bilmem,
Düşlerinde bir gece, ağırlanıp sevinsem.
Ne olur bakışını, çekip de gözlerimden,
Bir duayla bezenir, göğe açılan eller,
Sırtında cephaneyi, taşır iken yiğitler,
Karlı dağlar karşıda, sanki yârini bekler,
Üzeri de incecik, yürür iken Mehmetler.
Bir şanlı yürüyüş ki, topuk görse erinir,
İnebolu’dan çıkıp, koyulunca yollara,
Ufukta görünür mü? Bilmem ki Kastamonu,
Kağnısında cephane, ayağında çarıkla,
Bulunur mu bilmem ki! , aç karna Kastamonu.
Yürüdün de dağları, çiğnedin İmanınla,
Sanır mısın kalemle, dizilir kâğıtlara,
Gönülden heybetiyle, çağlayan bir seldir bu,
Sanır mısın hesapla, serilir mısralara,
Yakasından yapışıp, coşkuyu çekendir bu.
Sanır mısın kan akar, kesilen parmaklardan,
Vatan düşerse dara, göğe kaldır başını,
Ay yıldızı yüzdüren, bil ki ecdadın kanı,
Evladın düşer ise, sakın tutma yasını,
Vakit yoktur sızıya, şahlansın cenk meydanı.
Akın akın inilsin, şimşek gibi tepeden,
Bir yârin vedası düşer bahtına,
Bahtında açılır bir büyük yara,
Karanlık çökünce ıssız odana,
Hatıra gelmeyen gizli yüzsün sen.
Kahvenin kırk yılı düştü bir aya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!