Zaman tüy kadar hafif ve ağır en sert taştan
Giyinmek yürek ister sabır dikenli kumaştan
gün çekilirken
hüzün çöker şehrin üzerine yavaş yavaş
kaç hatıra saklanır
kaç sevda kor olup tekrar alevlenir
kaç gönül birleşip
Sana gelirken
saçlarım kışlardan geçti
Ondan böyle beyazdır
Ellerimi rüzgârların ağacından kopardım
Ondan yaprak gibi titrer
Dudaklarım çöllerden aştı susuz
dizginlerinden boşanmışsa rüzgâr
birde koparıyorsa kayalarını sahilin
saçlarından çekilmekteyse deniz
rüzgârın taşıyla vurulmuşsa
kurşun renkli kartal
ve yakutlar dökülmüşse kanadından
Beladan postalanmış şu ilahi mektup
Öylesine muazzam ve mükemmel üslup
İfadesi apaçık hulasası dehşet
Muhtevası afettir gümbür gümbür şiddet
Öyle bir kükredi k hiç haber vermeden
Çırpınmaya başladı emanetçi beden
Bundan yıllar önce yazdan sonraydı
Gönlümden gönlüne nehir yürüdü
O nasıl bir sitem nasıl sedaydı
Dilinden Kalbime zehir yürüdü
Sevdikçe başıma dertler üşüştü
bir şey lazım bir şey
yeşil bir gül
rüzgar değmemiş dal
bahar ki ortanca
sol anahtarında
dokuzuncu nota
İçimde feryatlar sustum kadere
Çattım kaşlarımı kırgın giderim
Yar ile arama çektiler perde
Feleğe sırt söndüm dargın giderim
Üstüne üstüne yürürdüm hala
Yüreğimi Sarar bir garip hüzün
Ta şuramda bir ateş yakılır annem.
Yürürde bulutlar belirir yüzün
Gözlerimde yağmur dökülür annem.
Su gibi azizken sendeki gönül
ilkin bir ateş geldi bir avuç kül bıraktı
cesedime giren gül kendinde beni yaktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!