Seni sevmek, sabahın henüz kimse uyanmamış o saf ışığında saklı,
Şehrin gürültüsü başlamadan önceki o kutsal sessizliğin ta kendisi.
İçimde filizlenen bir umudun en taze, en ürkek haliyle uyanmak,
Yastığa düşen gün ışığında senin hayalini izlemek her saniye.
Dünyanın tüm karmaşasına rağmen, hayata başlamanın en güzel mazereti,
Her nefeste şükretmek için bulunan o tarifsiz sebepsin sen.
Seni sevmek, uçsuz bucaksız bir denizin kıyısında durup ufka bakmak,
Mavinin her tonunda ruhuma sızan o derin huzuru avuçlarımda tutmak.
Kıyıya vuran her dalganın kalbimde yankılanan o eşsiz, kadim şarkısında,
Kendi benliğimin en saf sesini, senin yankınla beraber yeniden duymak.
Fırtınalardan sonra sığınılan o liman, durulmuş suların altındaki o gizli dünya,
Derinlere daldıkça kaybolmak değil, asıl evini bulmak gibi bir his bu.
Seni sevmek, tozlu raflardan seçilmiş bir kitabın en can alıcı cümlesi,
Hiç bitmesin, sayfaları tükenmesin istediğim o büyülü, sonsuz hikâye.
Her satırda kendimi, her paragrafta senin eksik parçalarımı bulduğum,
Kaybolmaktan korkmadığım, aksine kayboldukça özgürleştiğim bir masal diyarı.
Mürekkebin kağıtla dansı gibi, ruhumun senin ruhuna usulca yazılması,
Okudukça çoğalan, anlatıldıkça efsaneleşen bir aşkın ilk ve son dizesi.
Seni sevmek, en sert kışın tam ortasında baharın kokusunu solumak,
Çatlamış, yorulmuş toprakların ansızın yağan nisan yağmuruyla buluşması.
Kurumuş dallarımın, adını andığım an mucizevi bir şekilde çiçek açması,
Ruhumun en kuytu, en karanlık köşesinde sönmeyen bir güneşin doğması.
Dışarıda kar fırtınası varken, senin sıcaklığınla bir fincan çay gibi ısınmak,
Tüm mevsimlerin ötesinde, sadece sana özel bir iklimde nefes almak.
Seni sevmek, yeryüzündeki tüm dillerin içindeki en zarif, en narin kelime,
Söylemeye bile kıyamadığım, inci tanesi gibi kalbimin en derininde sakladığım.
Bazen uzun bir susuşun içine sığdırılmış binlerce cümlenin en derin anlamı,
Bazen de sessizliği yırtan bir haykırışın en samimi, en çıplak, en gerçek hali.
Lügatlerin yetmediği yerde gözlerinle kurduğum o gizli alfabe,
Söylendiğinde dünyayı güzelleştiren, sustuğunda içimi titreten o tek hece.
Seni sevmek, zamanın akışını unuttuğu, akreple yelkovanın küstüğü o an,
Sanki koca dünya dönmeyi bırakmış, sadece ikimiz o boşlukta asılı kalmışız.
Geçmişin tüm pişmanlıkları, geleceğin o belirsiz kaygıları birer birer siliniyor,
Zihnimin odalarında sadece seninle geçen şu kıymetli, şu ölümsüz zaman kalıyor.
Bir saniyeyi bir ömre yaymak, bir bakışına koca bir asrı sığdırmak,
Zamanın efendisi değil, sadece senin yanındaki o mutlu yolcu olmak.
Seni sevmek, usta bir ressamın tuvaline vurduğu o en cesur, en parlak fırça darbesi,
Hayatımın tekdüze, siyah beyaz karelerine eklenen o yedi renkli gökkuşağı.
Her bakışında yeni bir kıta, her gülüşünde yeni bir takımada keşfettiğim,
Baktıkça detaylarında kaybolduğum, hayranlığımın hiç bitmediği bir sanat eseri.
Tuvaldeki boyaların birbirine karışması gibi, hayatımın seninle renklenmesi,
Dünyayı senin gözlerinin süzgecinden, en canlı ve en umutlu haliyle görmek.
Seni sevmek, kapkaranlık bir gökyüzünde tek başına parlayan o mağrur yıldız,
En zifiri gecelerimde, yolumu kaybettiğimde bana pusula olan o eşsiz ışık.
Fırtınalı denizlerde yönünü şaşırmış bir gemiyken, limana çağıran o fener,
Varmak istediğim, diz çökmek istediğim o en huzurlu, en güvenli son menzil.
Milyonlarca yıldız arasından sadece senin ışığına tutunup yürümek,
Gecenin siyahını, senin parıltınla gümüş bir rüyaya dönüştürmek her gece.
Seni sevmek, aynaya baktığımda kendimi sende, seni de bende yeniden tanımak,
Yıllardır eksikliğini hissettiğim tüm o kırık parçaların yerini seninle doldurmak.
Hiç bitmeyecek, sonu gelmeyecek bir yolculuğa, korkusuzca ve el ele çıkmak,
Seni sevmek; sadece bir kalp çarpıntısı, sadece bir nefes ya da yaşamak değil,
Seni sevmek; bu evrende neden var olduğumu anlamak, seninle yeniden var olmak.
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 01:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)