Sanma ki bu sevda dillerde mühür.
Ben kendi içimin kuytusuna çekildim,
Dağlara yasladım dilsizliğimi,
Sessizliğim bir halkın suskunluğuyken,
Yüzüm ise faili meçhul bir hüzündür gülüm.
Kendi yangınımdan geçip, sana döküldüm.
Sanma ki senden vazgeçtim
Fırtına önünde eğilmeyen o sert kaya gibiyim.
Gönlümün çarkı senin asaletinde kurulmuş,
Kıyısız bir denizde liman arayan,
Uykusuz gözlerde yarım kalmış bir rüya gibiyim.
Yüreğim mülteci, sesim ise bir çığlık atlası,
Bu suskun duruşumun altında tufanlar besliyorum.
Sanma ki senden vazgeçtim
Zamanı hançerleyip önüme sersem de,
Bu derin sancının içinde bilge bir ağrı saklı,
Küllerimin altında sönmeyen volkanlar var.
Biz sustuğumuzda ormanlar ağlar,
Zaman kendi utancına büker boynunu.
Biz küstüğümüzde kış ortasında çiçekler kanar,
Sanma ki senden vazgeçtim
Hasretin zifiri bir gece vakti,
Bir şimşek gibi iner göğsüme,
Öyle bir sevda ki bu gülüm,
Ölümü bile utandırıp, kefeninden geri çeker.
Adınla harmanlanmış bir kor var içimde,
Dumanı tütmez ama iliklerimi yakar.
Sensizliğin o dipsiz boşluğuna,
Her şafak vakti yumruk sallayışım bundandır,
Kavgam sensizliğe değil, seni eksilten bu zamanadır.
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 13:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!