Birde sen kırsan ne olurki doost?
Zaten paramparça bir beden
Cam kırığı bir yürek kalmış elde
Milyon Kat yüksekten
Boşluğa bırakılmışım bu gece
Ellerimde takat yook, tükenmişim
Pranga yorgunu ayaklarıma teselli vermekte
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kimse dağlara takılıp düşmez
Bir çok düşen gördüm bu hiç değişmez
Küçük bir taştır ayağa takılan
Kaya bile değildir dengemizi bozan
Hayat denen taşlı yolda
Ben düşerken gülenin
Kalkarken tekme atanın
Gülüp de dalga geçenin
Elbet görülür hesabı
Yerde kalır sanma ahımı...
Yüreğinize sağlık....
Ben ne ettim;bu kötü kadere
Bırakmadı beni kendi halime,
Yoruldum,incitildim.......
Sana değil sitemim,dost
Lanet olası.....
Şu kötü kaderime.......saygılarımla
Sitemlerle dolu bir şiir..ve dost dediğine ağır bir vebal yüklercesine mısralara serpiştirilmiş duygular..Gerçek dostlar hariç galiba,onlar bunu haketmiyorlar.
Anlatım güzel..zevkle okudum..emeği kutluyorum..
Birde sen kırsan ne olurki doost?
Zaten paramparça bir beden
Cam kırığı bir yürek kalmış elde
Milyon Kat yüksekten
Boşluğa bırakılmışım bu gece
Ellerimde takat yook, tükenmişim
Pranga yorgunu ayaklarıma teselli vermekte
Vurulmuşum!
Düşmüşüm,
Kanım sızmakta bedenimin altından yerlere
Parmak ucumdan,
Son damlada düşmüş az önce
Gözümden düşen son damlaya yarenlik etmekte
Kırılmışım yürek paramparça bu gece
Çekinme! sende vur eyy doost! ..
Sakın vurmaktan imtina etme!
Vurduğun yerde gül açmaz diye üzülme
Gül sensein zaten gülizar sende
Yorulmuşum
Sendelemişim
Takatim yook yürümeye
Bir tutanım bile olmamış
Olmamış bir eyvahh! edenim bile
Kime ne desem ey doost!
Ben ne ettim bu kötü kadere?
Vurmuş bunca yıldan sonra yine
Bir vuruşta sermiş cesedimi yerlere
Kanamışım,
Yüz milyon kere
yüreğinize saglık...saygılar +10 yörükkızı
şimdiki zamana bakınca insan eskileri özlüyor...dostluğun...insanlığın...sevginin büyük erdem olduğu ve yaşandığı zamanları...şimdilerde gerçek dost bulmak imkansız...dost dediğin çıkarsız olmalı...ama nerdeee...
sitem dolu dizeler
yüreğine sağlık usta
kader kötü,dostlar kötü ,hayat kötü,am şiir iyi..tebrik ederim,insan ara sıra herşeye isyan ediyor böyle.
yüz milyon kere kanamış, yüz milyon kere yanmışım ... çok beğendim sevgili dostum... kutluyorum... sevgilerimle... Kibar TAVASAV
Vurlmuşluklar daha çok diriltir insanı dost.üzülme..tebrikler
Ağladığım bir anda okudum.. İçim paramparça oldu.. Gözümde ki dökülen yaşlara yarenlik ettiniz... Ne denir ne denmez kadere... Bilmediklerimden değil bildiklerimden hep korkmuşumdur. Bildiğimin acısını bastıramamaktan...Harika şiirdi.. harika bir eserdi. Yüreğe ferman geçmiyor... Doost denilen yılan olunca hüküm bitiyor... Kaleme sağlık. Gül Doğan
Yorulmuşum
Sendelemişim
Takatim yook yürümeye
Bir tutanım bile olmamış
Olmamış bir eyvahh! edenim bile
Kime ne desem ey doost!
Ben ne ettim bu kötü kadere?
Vurmuş bunca yıldan sonra yine
Bir vuruşta sermiş cesedimi yerlere
Kanamışım,
Yüz milyon kere....içim acıdı okurken dost dediğimiz kişilerden gelenler asla affedilmiyor...dileğim çevrenizde hep sizi sizin gibi düşünen, anlayan, seven gerçek dostlarınızın var olması güzel yürekli insan esen kalın...sevgiler saygılar...yörükkızı
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta