Sevdim,
öyle sevdim ki seni,
geceler sahiplendi gözyaşımı,
verdim,
benliğimi verdim sana,
inandım,
ama bilmedim.
hem de hiç,
ama inandım.
Sevdim,
öyle sevdim ki seni,
görmeden,
duymadan,
hiç 'bilmeden' sevdim seni.
Sevdim,
öyle sevdim ki seni,
parçalandı yüreğimin gölgesi,
döktüm,
kinimi, kederimi döktüm sayısız kere,
istedim,
istedim ki kamaşsın tümüyle gazabımın gözleri,
yeter ki galip gelsin şerefle şefkatimin yüreği.
Sevdim,
öyle sevdim ki seni,
görmeden,
duymadan,
hiç 'bilmeden' sevdim seni.
ama,
hayır!
HAYIR!
Sen orada yoktun.
Sözde gönderdin hepimize bir çağrı,
Ama belli ki düşünmemişsin dimağa aykırı olacak durumları,
Madem yarattığın cihan bize imtihan,
Öyleyse neden doğdu daha minicikken tecavüze uğrayan yavrular,
Söylesene Ulu Rabb,
Bunun neresi imtihan?
Madem özgür irade verdin fanîlere,
Peki neden tiyatro kurdun Avram'ın soyunun içine,
Eğer ki yüce isen tam manâsı ile,
ıraksan her türlü kusurdan tümüyle,
sırf övülmedin diye,
YAKMAK NİYE?
senin övülmeye değil,
bizim tapmaya ihtiyacımız varsa,
sen değil misin bunu da bize kodlayan?
çağrına açık ve net dersin kitapta,
ama binbir farklılık vardı okuduğum sadece tek bir kelâmda,
öyleyse oyuncak değil miyim ben senin takıntılı parmaklarında.
Söylesene Ulu Rabb,
Bunun neresi imtihan?
Sevmiyorum,
artık öyle sevmiyorum ki seni,
görmediğim,
duymadığım,
'bilmediğim'sin.
Sen orada yoksun.
~Alpay - Ege Asiltürk 𐱅𐰇𐰼𐰰
(04.01.2026)
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 22:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!