ağlıyan gözlerim neden ağlardı bilinmezdi gözlerim bana ağlardı gözyaşlarım sel olmuştu hıçkırıklarımı dağlar taşlar duyardı ve şahit olurlardı gözlerimin ağlamasına gözlerim yüreğime ağlardı yüremin yanmasına sızlamasına ağlıyan gözlerim bana ağlardı benim dedenimin çektiği acılara ağlardı sana bana ağlardı bacaklarıma kalbime benliğime ağlardı gözlerim bana ağlıyordu sesizliğime ağlıyordu düşündüm de çok şeye ağlıyorlardı hayatım hep ağlamakla geçiyordu sahte gülücükler yer almıştı bende sana ağlıyordu
ah beynim ah beyinim senin ne kadar önemli olduğunu yeni yeni farkına vararken bedenimin de hisseder olan ustun olduğu halde veya bedenim eksik olan varlığım olsada beyin berncik daha önemlimiş bedenini kolanmadığın halde beyn yetermiş onu yeni yeni idrak edebiliyordum kimisi bedeni sağlamken beynini kolanmazken çok acı çektiklerini görüyoruz dünyamızda pek çok yaşadığımız gördüğümüz her yerimizdedir ben bedenimi kolanmasamda beynimin kıymetini anlamaya başladım beyinle sevebilirim kalbimle beynimle biylik olursa her şey ortaya çıkardı bunu gördüm ah beyin sen nelere kadirmişsinde kadirini bilmenlerede öğret bunu acıyı kederi zorlukları hastalıkları güclüğü gucsuzluğu her şeyi beyinle yenebilirler ama bunun farkında değiller
saliha adıgüzel
ah hayat be sen gene yapıcağını yaptın ya sana ne diyim gönlüm sızlarken gözlerim ağlarken ne eyleyim ki ne söylerebilirim kii kalbime ve yüreğime canımı yakan bir sensin birde bedenimdi yüreğimi yakanda kalbimdi nasıl anlatabilirim dışarıya versen öksüz kalırdı kalbim yaşıyamazdı saliha adıgüzel
ah o deniz gözlerin ah o deniz mavisi gözlerin içimi ısıtırcasına aşığım o gözlerine bana baktığı zaman urpeti gelir üsürdum ama gene o gözler bana baktığında ısınırdım yanardım güneş sıcağında ısınır gibi ha o gözleer beni derinliğe götürdü denize savurmuşlar gibiyim aşığım senin deniz gözlerin
saliha adıgüzel
ah şu günler
biliyormusun şu an ben bulutları seyrederken eski günlere gittim hani seninle bulutları seyrederdik ya ah şu eski günlerdeki gibi ne güzeldi be derdim içimden ama artık sen yoksun bbe şu an sensiz bulutları seyretmek bile hoş olmuyordu tek başına seyredilmiyormuş o an anlamıştım sensizliğin nasıl bir duygu oluşunu saliha adıgüzel
eğer engelli çocuğunuz varsa sakın onların özgürlüğünü kısıtlamayın onları eve hapis etmeyin ne olur bende bir engelli olarak bu yazıyı yazıyorum ben yaşadığım için yazmak geldi içimden sevgili anneler ve babalar her ne olursa olsun evlatlarınıza güvenmeyi deneyin onları anlamaya çalışın ne olur onları engelli diye veya imkanımız yok diye okutmamazlık etmeyin okutun eğitim alması için her ne olursa olsun yapın ben okumadım hiç bir zaman hep kendim öğrendim hep kendim hıs yaptım kendime bir söz verdim bunu başarıcam dedim sakın siz engellemeyin bir engelde siz koymayın onların hayatına ve düşüncelerine bırakın onları kendileri hayatını kursunlar hep sizmi olucaksınız ki yanlarında hayır bu hayat elbet birgün yanlız kalacak o yuzden onu hayata hazırlayın hayatta ki zorlukları öğrensin benim ailem beni anlamaz güvenmez neyin var diye sormazlar ama çok severler eminim ama ben kendi karalarımı kendim almak istiyorum kendi hayatımı kendim yaşamak istiyorum acı tatlı veya deli dolu yaşamak istiyorum benim düşüncelerim çok başka belkim sizin çocuklarınızın düşünceleride çok daha başkadır sakın ha diyorum ki onların engeline bir engelde siz eklemeyin benim hayatımda bir engel var bedenim ve baçaklarım o yetmiyormuş gibisinden bir engelde ailem koyuyor bundan ne anladım ki ha yaşıyorum ha yaşamıyorum farkı varmı sizce siz söylerin bana gelin hepberaber bu engele son verelim bu gözyaşları son bulsun sevgili annelerimiz ve babalarımız ne olur biz engellere şanş tanıyın ben bir engelli kızım yaşım 31 adım saliha sizden bunu istiyorum elbetteki sizde benim düşündüğümü düşünceksiniz benim ailemde beni anlar inşalah diyorum gelin hepberaber engelli aşalım ben resim yapıyorum iki kitap beraber yazıyorum arada şiirde yazarım ben ovapınar gazetesine de çok teşekür ederim onlar olmazsaydı sesimi sizlere duruyamazdım sevgili engelli arkadaşlarım size de sesleniyorum sakın ümitlerinizi kaybetmeyin ben kaybetmicem her ne olursa olsun gözyaşlarım sel veya deniz olsada vaz geçmicem benim bir arkadaşım var ressam rüstem yılmaz rüstem bey hep der ki sen çok güclüsün birgün yenicen derdi ailen anlar ben bu yazıyı yazarken ağıyorum tüm kalbimle diliyorum ne olur evatlarınıza engel olmayın lütfen anneler ve babalar sizlere seseniyorum çocuklarınızın hayallerile oynamayın onlarında hayatı var gelecekleri var vede düşünebiliyorlar ben tekrar ovapınar gazetesine teşekür ederim sevgül hanıma ve levent beye onlar olmasaydı bu yazıyı sizler okumayacaktınız ben birde arkadaşım rüstem yılmaza da çok teşekür ederim oda bana destek oluyor ve beni her zaman dinliyor anlıyor onada çok teşekür ederim
BU BİR ENGELLİ KIZIN KENDİ AĞIZINDAN YAZDIĞI YAZI
hayat senle güzeldi yağmur yağıyorken yağmurun sesini dinlerken aklıma sen gelirdin yağmurun altında ıslanırdık sırıl sıklam olurduk gözlerin gözlerimden hiç arılmazdı nefesin beni ısıtırdı sözlerin ruhumu beslerdi Ruhum Sözlerinle can bulurken
Ben senin bakışlarınla beslenirken
Her zaman yanımda olmanı isterken
Şimdi sana hasret yaşamaya çalışıyorum
Söylermisin Ben ve ruhum
Seninle doluyorsa kulagıma hala sesin çınlıyorsa
Düşünce engelinden bahsetmek istemiyorum. Ama, nedense anlatacaklarım hep düşünce engeliyle bağlantı kuruyor. Toplumumuz da ve dünyada birçok engelli var. Bunların içerisinde bazıları yaşama katılmış, ya da katılmaları için yardım sağlanıyor. Bazıları da, yaşamdan ve yaşama hakkından tamamıyla soyutlanmış bir durumda, evlerinde her türlü teknolojiden ve yaşam hakkından yoksun bir şekilde, yaşamlarını idare ettirmeye çalışıyorlar.
Engellilerin yaşadıkları hayatı ve dünyayı anlamak için, şöyle bir gözlerinizi kapayın ve düşünün. Muhakkak bunun sonucunda yüreğinizde bir cevap olacaktır. Gerçi anlatmakla görerek yaşamak arasındaki farkı, yaşayarak anlamak gerekir. Engellilerin bu hayatta yaşadıkları sıkıntıları anlamak için, bir engelli yakını ya da engelli olmak gerekmemeli aslında. Şöyle; bir günü kendinize ayırın. Örneğin; tekerlekli sandalyeye bağımlı olan bir engellinin karşılaşabileceği, birçok sorun sayabilirim sizlere. Engellilerin hayata, yaşama katılmaları açısından, dış çevreden başlamam gerekirse;
Eğer bir apartman dairesinde yüksek katlardan birinde oturuyorsa merdivenlerden aşağıya inebilmesi için başkalarına muhtaçtır. Zar zor bin bir güçlükle inilir merdivenlerden. Ya da, bayır aşağı inip çıkmak gereken bir sokak ya da cadde de oturuyorsa düşünün halini. Sonra eğer tekerlekli sandalyesi akülü değilse başlar ilk kırgınlıkları ve yorgunlukları. Kendi kendine tekerlekli sandalyesini itebiliyorsa, bir zaman sonra gücü tükenecek ve yoluna dinlenerek tekrar devam edecek. Bir yardımcısı varsa, bir nebze olsun kolları yorulmaz. Yol boyunca kaldırımlardaki çıkıntılar ve çöküntüler canını acıtır her seferinde. Hele birde yağmur sularının akması için konulan mazgallara, sandalyenin tekerlekleri girerse değmeyin çilesine. Herhangi bir kaldırıma istediği yerden veya başka bir yerden çıkamaz. Yani, yaya kaldırımları onların dostları değildir. Birçok sokak, cadde, hastane, arkadaşının evi, cafe, otobüsler, üst ve alt geçitler, tren istasyonları ve daha birçok şey onların dostları değildir. Tıpkı merdivenler gibi. Tuvalet ihtiyaçları gelse, ne yapacaklar? Sosyal faaliyet çoğunun yaşantısında yoktur. Olsa bile ne kadar yeterlidir ki.
Bir doktora gitse bile, asansörü olmayan hastanede üst katlara çıkamaz. Asansörü olan hastanelerde ise, sağlıklı kişiler gördükleri halde, öncelikle kendileri binmek isterler. Üstelik hastayı itekleyerek bir vaziyette. Aslında bu anlattıklarım devede kulak kalır misali. Belki sizlerde çoğuna şahit olmuşsunuzdur. Doktorların muayenehanelerine gidilse bile, nedendir ki, bir türlü anlamış değilim. Muayenehaneleri hep üst katlardadır ve üstelik çoğunda asansörde yoktur. Olsa bile tekerlekli sandalye ve yakının girebileceği kadar geniş değildir. Üstelik bu engelli başka hastalıklara da sahipse, merdivenlerden inip binerken, yollarda gidip gelirken, kaba bir tabir olacak ama gerçek bu, canı çıkmıştır zaten.
bugün benim düşünçelerim bambaşkaydı öyle derindi ki kendimi kocaman bir kuyudaymışım gibi hissetiyordum. o kadar derindi ki, düşünçelerim ve hayellerim ben çok büyük düşünçelerin altına giriyordum. taki düşünçelerim ve hayellerim gerçekleşene kadar, biliyordum gerçekleşmiçek fakındaydım benim güneşim sanki yoktu. ve varsa bile sarı değildi, rengine karanlık düşmüştü içime vede düşlerimde karanlık vardı. ben ise onu aydınlığa çevirmeye çalışıyordum, ben düşlerimde aradım güneşimi ve rengini.
bugün bedenim çok soğuktu ve titreme vardı bedenimde kalbim buz kesilmişti atmaz olmuştu artık sanki ölü gibiydim adeta toprak beni yanına çağıyordu bedenimi hissetmiyordum artık dizlerimin bağı çüzülmüştü çok soğuktu üşüyordu bedenim acı çekiyordu ruhum bedenimden çıkmak bilmiyordu ruhumun çıkmasını istiyor soğuk bedenimin ısınmasını istiyordum bedenim kara gibi taş kesilmişti ben karatoprak altına girmek istiyordum bana sesleniyor beni çağıyor hissetiyordum onu sesini duruyordum kanım çekiliyordu gözlerim kararıyor ölümü hissetdim adeta gözbebeklerim ağlıyordu artık ölümü düşünüyordum azrail meleği çağıyordu gel gel diye sesleniyordu bana gel benim canımıda al diyordum bakışlarımla sesim çıkmıyordu dudaklarım çok susamıştı ölüm kelimesine can atıyordum gitmek için canım çekiliyordu artık azrail meleğine teslim oluyordum artık ruhum azap çekmiyordu




-
Selma Liman
Tüm Yorumlarselam arkadaşlar ben selma liman ben kendim kitapımı yazarsam ben yazarlık olmak istiyorum bir iş olursa bana haber verirmisiiniz olurmu