Hayatı boyunca hep kendinden emin adımlar atıp çok kez yanılgıya düşmüş bir yazardır. ama her yaptığı hatadan aldığı derslerle yaşıtlarından daha olgun ve daha yüksek yaş kitlelere hitap eden, Selim. Küçük yaşta büyük şansızlıklar atlatmıştır. bugün 18 yaşına adım atan selim’in kişisel özellikleri hep sevecenliğiyle öne çıksa da karamsar büyümüş bir insandır. Karaman’da okul hayatı başlayan selim’in Ereğlide lise hayatı devam etmiştir. küçüklükten gelen sevgili merhum Oğuz Atay hayranlığı onu edebiyat ile tanışmasına sebep olmuştur. Selim ile röpartajımız sırasında “bu işe nasıl başladın?” sorumuza “ilk önce yazıyordum bir kaç sosyal hesabım da paylaşmaya başladım beğendiler mesajlar geldi güzel yazmışsın diye kitlem gittikçe büyüdü, ve bende insanların içine dokunabiliyorsam yazdıklarımla neden durayım ki dedim ve devam ettim.” sokak edebiyatı dilinde yazan Genç Yazarımız. Şuan da yeni Kitabı olacak olan “BİR ŞİİR BİR ADAM” ile yüzümüze gülümseyip içimize dokunmaya geliyor.
Eserleri
BİR ŞİİR BİR ADAM (BASIM VE YAYIN AKIŞINDA)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!