Biz kul hakkıyla tırmanmayı, tırmanırken tırmalamayı değil, kendi hakkımızla hak ettiğimiz noktaya gelmeyi severiz.
Kul hakkıyla hak etmediği noktaya varan, tırmanırken tırmaladıklarının ahıyla elbet bir gün hak ettiği yere çakılır, iyi biliriz.
Selim Akgün
Her sayfasında,
her cümlesinde sana korkular okutan,
korkulan yaşatan bir defter düşün.
Huzuru, mutluluğu okumak,
yaşamak adına
ısrarla çeviriyorsun sayfaları
Uzunca zamandır kilitli olan kapıların
kilidi bile sevilir,
sırf beklenenin gelişine
şahit olduğu için.
Kapının gözü sevilir,
uzunca zamandır görülmeye değer
Zamanın birinde tüm hayvanlar kaplumbağanın yüküne acıyıp ortak bir fikirde buluşmuşlar. Fikrin güzelliğinin heyacanı ile fikri hemen kaplumbağaya anlatmışlar.
“Sana daha korunaklı ama daha hafif bir kabuk yapacağız. Böylelikle yükün hafifleyecek, daha hızlı olacaksın.” demişler. Fikir kaplumbağanın hoşuna gitmiş. Hemen kabuğunu değiştirmişler. Kaplumbağa gerçekten hızlanmış, yeni kabuğunun sağlamlığı eskisinden daha fazlaymış. Tamam, her şey eskisinden daha iyiymiş ama hep bir şey eksikmiş gibi hissediyormuş kaplumbağa. Başkasıymış gibi, kimliğini yitirmiş gibi.
Tüm şartları olağanüstüyken eski halini özler olmuş.
Zaman sonra canına tak etmiş, eski kabuğunu istediğini söylemiş diğer hayvanlara. Bunu söylediğinde bile eski kimliğine yaklaştığını hissetmiş.
“Her şeyin daha iyiyken neden?” diye sormuş diğer hayvanlar.
Kaplumbağa şöyle cevap vermiş:
Kayık gibidir yürek. Uzanıp yanına çekiyorsa bir başkasını, çektiğini çektiği yerin en güzel yerine oturtmalıdır. Onu daha uzanıp tuttuğu anda, başkası olmaktan kurtarmalıdır. Çeken, çekeceği kürekler için önce kendi sevgisinin gücüne inanmalıdır.
Hayat gibidir dalgalar denizler. Kasırgalardan kurtulmasını, ancak “biz” olmayı bilenler başarabilirler.
Yarınlardır kürekler. Çekilirken, aşkla yorulmalıdır kollar, bilekler. Aşkla yoğrulmalıdır çekilecekler.
Siz sanıyorsunuz ki
vazgeçilmez olduğunuz için gitmek zor oluyor sizden.
Sanıyorsunuz ki
dünyanın bütün güzellikleri sizde.
Oysa insan hayal gücü ile bağlanır insana.
O uzunca zamandır aradığı,
Para kaybedilir,
makam mevki itibar kaybedilir.
Hepsi başka şekilde yerine gelebilir
hatta çok daha fazlası yeniden elde edilebilir.
Bu saydığım kayıplar,
kıymetli bir insanın kırılmış kalbinden,
Hep aynı senaryonun farklı karakterleri,
farklı yolları,
farklı zaman dilimleri…
Bir acabanın peşine düşüp
yolun güzelliğine aldanıyorsun yoldaki çiçeklerin büyüsüne kapılıp.
Hasadın da hasılatın da yolda yuttuğun toz oluyor.
Bir omzuna birini, diğerine ötekini, başının üstüne berikini, sırtına bir diğerini al ve çık yola. Her birine kendinden eksiltip de ver, iyice azalt kendini. Sıfıra düşmek de ne ki? İyice eksiye düşmeli... Yeniler de neymiş; yineler varken hele? Çek gözünü kendin için olanlardan, sür eskileri göz kapaklarına. Bir başka gelecek olan güne ne hacet? Dünlerin aynısı neyine yetmiyor? Ver! Verdikçe daha fazlasını isteyecekler elbet, al çıkar göğüs kafesinden işe yaramaz et parçasını, uzat ellerine. “Sizden kıymetli mi” de. Yaptıkların, verdiklerin, göz ardı ettiklerin, fedakarlıkların mı paha edecek sandın sen? Bak şuyun eksik, buyun eksik, üstelik şunları bunları da yapmadın. Omuzların, sırtın, başın böyle kıymetlerle doluyken, sen koşamıyorsun bile. Yürümekten öteye geçemedin. Yolcularını daha şu köprülerden bu yamaçlardan geçiremedin. Hiç bakma arkana! O geçtiğin yollar, atlattığın patikalar önemli mi be! Önemli olan sadece önündekiler ve onlar da daima arkada kalacaklar. Şimdi mesela görevinin otuz dokuzuncu yılındasın. Belki kırkıncı yılda bir soluk ihtiyacı ile yorulacaksın. Taşıdıklarını can havli ile bir nefeslik bırakacaksın. Şaşırma! Nihayetinde o bir nefeslik süre ile anılacaksın.
Selim Akgün
Hah! Yoluma bakacakmışım.
Bir şekilde yoluma devam edecekmişim.
Hah!
Üzülmeyecekmişim.
Kimseyi üzmeyecekmişim.
Hah!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!