Saraylar yükselirken yoksulun ahı sönmez,
Dünyada adalet yoksa, mizan orda da dönmez.
Eğer susturulmuşsa hakkı haykıran diller,
Ahiret vaadiyle kurtulmaz bu nesiller.
Q
Gökten ekmek değil, sadece sabır iniyorsa,
Mazlumun feryadı cami duvarında diniyorsa,
Yoksulun payına "imtihan", zalime "mülk" düşmüşse,
O din Tanrı’nın değil, sarayda pişen bir diştir.
Q
Zulme rıza gösteren, hangi dinden söz eder?
Mazlum yerlerdeyken, şükür demek ne keder?
Eğer din uyuşturup, sahte uykular veriyorsa,
Bil ki o putlaşmış bir tahtın emrinde rıza.
Q
Kader diye yutturma hırsızın talanını,
Görmez mi sanıyorsun Hakk, kulun yalanını?
Ahiret pazarlayıp dünyayı terk edenler,
Zalimin sofrasında imanı terk edenler...
Q
Cennetle kandırıp dünyayı yağmalayan eller,
Ahireti satıp, mülkü zimmetleyen diller,
Susturdukça halkı, dini kalkan yapanlar;
Tanrı’nın memuru değil, haramın kullarıdır onlar.
Q
Yolsuzluk "nasip" olmuşsa, hırsızlık bir "fetva",
Zalimin sofrasında dönüyorsa her dava,
Hukuku ayaklar altına alıp "kader" diyorsan;
Sen dini değil, kendi cüzdanını yiyorsun.
Q
Hangi ayet emreder haramla saray kurmayı?
Hangi hadis söyler hak yiyene el durmayı?
Adalet can çekişirken mahkeme koridorunda,
Dinin sadece adı kalmış, o da cellat torbasında.
Q
İhtişamlı kubbenin altında ruhu boğdular,
Dini mülke memur, vicdanı çöle kovdular.
Kurumsal bir heybetle, şatafata taparken;
Hakkı değil, yalnızca iktidarı sağdılar.
Q
Hukuk, cübbe içinde düğmelenmiş bir köle,
Adalet kurban gitti o kutsal denen dile.
Ahiret biletini elinde tutan tacir;
Döktüğü her damla kan, döndüğü her bir hile
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 20:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!