Yirmi yıl öncesine kadar Kapıkule’den ya da Atatürk Hava Limanı’ndan çıkan sanatçılarımızı Avrupalıların “4x4” gözle beklediklerine inanır, konser sonrası necip basınımızın “Avrupa’yı salladı” “… Rüzgarı Esti”, “Avruapalıları Büyüledi” başlıklı haberlerini Eurovizyon’da birinci olmuşuz gibi göğsüm kabararak okurdum…
Avrupa’ya ayak attığımın ilk aylarında bunun böyle olmadığını gördüm, anladım ve şoke oldum.
Konserlerin hemen hemen hepsinde salon görevlilerinden başka bir Avrupalı insanı ilaç niyetine bulmak bile mümkün değildi... (şimdilerde ise salonlar vatandaşlarımızın kendi mülkleri olduğundan haliyle görevlilerde bizden! İlaç niyetine sallanacak bir Avrupalı bulamazsınız...) Kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz anlayacağınız...
Konserler, Anadolu kasabasında bilmem hangi toprak mahsulü adına düzenlenen festival havasında geçer... Kebaplar, sucuklar, ayranlar, salon kenarlarına kurulan hediyelik eşya tezgahları da cabası! ...
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
haaaaaaaaaaaaaaa
hem okudum hem güldüm ne diyeyim ben sana...
selamlar.müzeyyen başkır
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta