suyun akışı gibi olağan bir yaklaşımı var
içimde büyüyen tuhaf çığlığın.
gidecek bir yeri kalmayıncaya kadar yankılanıyor
sessiz beyin kıvrımlarımda.
akıntıda sürüklenen ağaç parçası kadar güvenli
sakin gecenin
yağmurla ıslanan sokaklarında,
bedbaht duruyorum,
ıslanmak değil canımı sıkan,
bitişlerin yorgunluğuyla
öylece kalıyorum defterimde.
kayıp bir saatin gösterdiği doğru zaman gibi,
bilinmez rüyaların uçuşturduğu,
rüzgarların denizi.
kokusuz renksiz dalgasız.
bildik bir sözün tekrarı gibi,
Hala mucize arıyorlar...
Gözümün içine baka baka.
Gökyüzünün maviliğine halaylar,
Kapkaralığına ağıtlar yaka yaka.
Boylarından büyük evlatlarının
Sussun yürek sussun da,
Unutsun gördüklerini
Yok saysın duyduklarını
Aklımın umuru.
Aklımın umurunda değil diyebileceğim
Ölmektedir yaşamanın ferahı
Yaşamaktadır ölümün serabı
Ne giden bilir arkasındaki ahı
Ne kalan anlar apaçık vuslatı.
Öncesi sonrası yok
yakalandın dünya
sen tam dönerken
tam da gündüz maskeni takarken.
gecenin şafağına yalancı yakamozları düşerken,
küçük suç ortağın ayın.
sakinlik hissi verirken küçük tavafının soğuk kabesi güneş.
Şimdi şöyle bakınca maviliklere ekrandan,
Yemyeşil vadilerin dibinde akan huzura drondan,
Taşınmayan yük kapandığımız odalardan
Sırtımızda.
Özgürlüğün değil görmek
Yarım nefes yaşıyoruz hayatı.
İçtiğimiz sudan bir hidrojen
Yarım oksijen.
Günün 24 ü bize 12.
Acı kahvenin hatırı 20.
Tadına vara vara edilen sohbet yarım.
yok oluşların en güzeli
sessizce içimde boğduğum nefesim.
heyecanını kaybetmiş
derin derin çekilmemiş.
yok yere ciğerlere dolan bir garip.
kötü kokulara yoldaşlık etmiş
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!