1944 yılında Ağrı’nın Patnos ilçesinde dünyaya gelen Sadettin Kaplan, ilk öğrenimini doğduğu ilçede, orta öğrenimini ise parasız yatılı olarak Erzurum Lisesi’nde okudu. 1964 yılında girdiği Astsubay Okulu’ndan 1966 yılında mezun oldu. Jandarma Teşkilatı içinde, yurdun muhtelif il ve ilçelerinde 20 yıl hizmetten sonra kendi isteğiyle emekli olan yazar; bu tarihten itibaren profesyonel olarak yazmaya başladı. Ordudayken de birçok sanat ve edebiyat dergisinde şiir ve hikâyeleri yayınlandı. Hareket, Boğaziçi, Ece, Ede, Edebiyatta Çığır, Kültür ve Sanat, Size, Türk Edebiyatı bunlardan bazılarıdır. Emekli olduktan sonra Türkiye Gazetesi, Türkiye Çocuk Dergisi ve TGRT televizyonunda yazar ve senarist olarak çalışan Sadettin Kaplan, edebiyatın hemen her türünde yazan ve eser veren bir imzadır.
11 Haziran 2016 tarihinde Kocaeli'nin Gebze ilçesinde vefat etti.
Eserleri
Roman
Kara Kasırga
Şahidim Kılıcımdır
Plevne’ye Saplanan Tuğ
Uçurumun Çağrısı
İğde Dalı
Anatolia’nın Etekleri
Dağların Türküsü
Bir Demet Leyla
Unutulmayan Sevdalar (7 kitaplık seri)
Hikâye
Yunus Meltemi
Sığ Sular
Camda Sinek Ezmek
Atasözlerinin Çıkış Hikâyeleri
Masallar
Heybe
Deneme
Zamanın Zembereği
Ölüler de Öldürülür
At Nalında Diş Yarası
Hüzün Adrese Gelir
İnceleme
Beş Şair
Şiirin Kanadında
Şiirin Sultanları
Dinî Eser
Gençler İçin Peygamberler Tarihi (On kitaplık seri)
Şiir
Ferman
Sular Susadıkça
Gönül Cemresi
Gülendam
Esintiler
Düş Bedestânı
Nevâ Teli
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!