Haberiniz ola...
Ağzını bir karış açıp boş konuşana,
Lafı eveleyip geveleyene,
Yalanı dolanı şiar edinene,
Bire bin katıp caka satana,
Haberin var mı?
Saatler geçmiş
Rüzgâr esmiş
Dal kırılmış
Haberin var mı?
Zulmeder geceler,
Çıkmaza sürekler aklım,
Seçenek bırakmaz yüreğim,
Dökülür pencereden ay ışığı,
Sabahı bulmak zor,
Çıkmaz sokaklarda,
Hadi durma sar sırtıma,
Dağ kadar ağır sözlerini.
Hadi durma doldur ciğerimi,
Okyanus kadar tuzlu suyla…
Hadi durma uzat yollarımı,
Hangi…
Hangi şehir daha uzak
Yüreklerin mesafesinden…
Hangi ateş daha harlı,
Gönüllerin korundan…
Hangi âlemdeyiz...
Hangi mevsimdeyiz,
Yağmur yağmış yüzüne.
Hazan mı değdi yüreğine,
Aylardan Nisandayız oysa...
Hangi kapı ardında…
Hangi köşesinde savruluyoruz zamanın,
Hangi gizbe yerde saklanıyor umut.
Şaşalı mı bütün yaşamlar,
Papatyaya mı sarılı düşler,
Hangimiz geçmedik...
Hangi geceden geçmedik ki,
Hangi gece son bulmadı
Seher vaktiyle.
Kimi zordu perde indi neşeye,
Hangi söz...
Hangi dilde farklı sevmek,
Hangi yüreği daraltmaz özlemek.
Hangi bakışta farklı sevmek,
Hangi gözden anlaşılmaz hasret...
Hani bir kuş uçar telaşla
Akşamın dar vaktinde,
Yuvaya yetişircesine.
Hani parkta oynar çocuklar,
Ezana dakikalar kala,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!