4 Aralık 1997’de Taşkent’te doğdu. Çocukluğu Kazakistan’da geçti; 2009 yılında Türkiye’ye yerleşti ve Türkçeyi burada öğrenerek 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden onur öğrencisi olarak mezun oldu. Halen Kültürel Miras ve Turizm bölümü öğrencisi olarak arkeoloji ve tarih alanlarına ilgi duymaya devam ediyor.
2016’dan günümüze uzanan birikimiyle, şiirlerinde aşk, ölüm, intihar, anılar, doğa, siyaset, kadın, özgürlük ve varoluşsal temaları, mitoloji ve entelektüel altyapıyla harmanlıyor. Aspendos, Kyzikos gibi tarihsel ve mitolojik referanslar eserlerinde sıkça yer alıyor.
Şiirlerinde aşk, bireysel bir duygu olmanın çok ötesinde, insan ruhunun en derin sınavı ve aynı zamanda yaşamın kendisi olarak ortaya çıkar. Aşk, bazen bir umut ışığı, bazen ise derin bir yalnızlık ve kayıp hissi olarak şekillenir; intihar, özlem ve arayışla iç içe geçer.
“Sahibine Ulaşamamış Mektuplar” adlı şiir kitabında aşkı, siyasetin megafonuyla haykırırken, Tanrı’yı da aşkın farklı ve özgün metaforlarıyla keşfeder. Tarihi ve arkeolojik mekânlar bile şairin duygusal coğrafyasında, aşkın ve insanlığın zamansız izleri olarak canlanır. Bu çok katmanlı yaklaşım, hem şairin aktivist kimliğini hem de entelektüel derinliğini koruyarak okuyucuyu yoğun bir duygusal ve düşünsel yolculuğa davet eder.
Geleneksel dini kavramlardan farklı olarak, Tanrı’ya yaklaşımını özgün ve sorgulayıcı biçimde dile getirir; varoluşsal arayışlarını ve insanla ilahi arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine işler.
Annesi tarafı Uygur kökenli olan şair, anneannesi ve dedesi Sovyetler Birliği döneminde Çin zulmünden Kazakistan’a göç etmiş bir aileden geliyor. Atalarına olan saygısı ve köklerine bağlılığı, insan hakları mücadelesiyle iç içe. Bu bağlamda, Uygur Türklerine yönelik soykırım konusunu ele aldığı "Doğu Türkistan Ağidi" şiiri ve Bangladeş merkezli çok dilli dergide yayımlanan makaleleri, onun sesini uluslararası platformlarda duyurmaya çalıştığı önemli bir yönünü oluşturuyor.
Şair, eserlerinde toplumsal ve siyasal duyarlılığı ön planda tutar; insan hakları, özgürlük ve adalet temalarını işlerken, köklerine olan bağlılığı ve dünya meselelerine bakışıyla evrensel bir sesi temsil eder.
Sanatın farklı dallarıyla olan ilgisi, Sophokles’in Antigone, Arnold Wesker’in Kökler ve Dario Fo’nun Tecavüz gibi oyunlarda oyunculuk yapmasıyla da destekleniyor.
Bangladeş merkezli çok dilli uluslararası bir dergide insan hakları, çocuk hakları ve soykırım gibi konular üzerine yazarlık yaptı; Rusça bölümünde editörlük görevini üstlendi.
2021 yılında Ukrayna’ya Roro seferi yapan bir armator firmada çalışmaya başladı; Rusya-Ukrayna savaşı sonrası kara nakliyesine geçerek 2023 yılına kadar BDT Ülkeleri Lojistik Operasyon Uzmanı olarak görev yaptı. Lojistik etkisi özellikle “Karadeniz’de Gemilerin Mi Battı” adlı şiirinde yankı buluyor.
2023’te turizm sektörüne geçti.
Gezgin ve motorcu olarak farklı coğrafyalarla kurduğu bağları şiirlerine yansıtıyor. Rusya seyahati sırasında yazdığı “Lenin Mozalesi” bu yolculuğun önemli bir parçası.
Farklı ideolojilerin izini sürmekten çekinmemekle birlikte, kendisini hiçbir ideolojik kalıba hapsetmemeye özen gösteriyor. Fanatizme karşı mesafeli bir duruş sergiliyor ve insanı anlamaya, empati kurmaya değer veren bir yaklaşımı benimseyerek, “-ist” ya da “-ci” gibi etiketlerden çok, insan olmanın evrenselliğine inanıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!