31 Mart 1914, İstanbul dogumludur.
Tam adı Sabahattin Tahsin Teoman. Teo imzasını da kullandı.
Kurmay Albay Hasan Tahin Teoman ile Hatice Hanım’ın oğlu. İstanbul Erkek Lisesi (1935) ve Siyasal Bilgiler Okulu'nu (1939) bitirdi. Maliye, Gümrük ve Tekel, Sanayi Bakanlıklarına bağlı görevlerde çalıştı; genel müdürlük, daire başkanlığı, müşavirlik görevlerinde bulundu (1939-65) . Ortak Pazar nezdinde delegelik yaptı (1965-68) . Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu üyesiyken kendi isteğiyle emekli oldu (1968-71) . Emeklilik sonrasında Türkiye Odalar Birliği genel sekreterliği (1971-72) , Türkiye Demir Çelik İşletmeleri yönetim kurulu üyeliği (1973-74) ve Petkim yönetim kurulu üyeliği (1974) yaptı. Ankara’da yaşıyor; evli, iki çocuk babası.
İlk yazısı 1930 yılında Vakit gazetesinde çıktı. Lirizme ve ritme ağırlık veren şiirler yazdı. Şiirleri ve şiir üstüne yazıları 1940’lı yıllardan itibaren Büyük Doğu, Doğuş, Gerçek, İstanbul, Hep Bu Topraktan, Ülkü, Vakit, Varlık, Yaratış, Yücel vb. gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.
Eserleri
Gün
Odam
Liman
Avuçlarımdaki Yüz
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!