Rashwan Hasan: Kısa Biyografi. Rashwan Hasan, 5 Zilhicce 1423 (6 Şubat 2003) tarihinde doğmuş olan Mısırlı bir yazar ve şairdir. Farklı internet sitelerinde düzenli olarak yazmakta, 25 Temmuz 2020'den itibaren 'Medeni Diyalog' gazetesinde ve 7 Temmuz 2020'den beri 'Dünya Vatanı' gazetesinde yazılar yazmaktadır. Şiirleri, 'Divan', 'Şiir', 'Arap Şiiri Blogu', 'Arap Şiirleri', 'Edebiyat Ansiklopedisi', 'Edebiyat Dünyası' gibi birçok özel sitede yayımlanmıştır. Tam adı Rashwan Hasan Nasr Omar olan yazar, 6 Şubat 2003'te (5 Zilhicce 1423) Mısır'ın Qena iline bağlı Qus merkezinde, El-Humr ve El-Caafira köyünde doğmuştur. Özellikle köy kökenli bir Mısır güneyi ortamında büyüyen yazar, çocukluğunun bir kısmını kendi köyü ile Qift merkezindeki Az-Zafiriye köyünün bir parçası olan Salim köyü arasında geçirmiştir. Bu iki farklı köken, ona Mısır güneyinin kalbinden zengin bir kültürel arka plan kazandırmaktadır. Eğitim ve Mesleki Arka Plan. Şair akademik olarak El-Ezher Üniversitesi'ne bağlıdır. Mesleki açıdan Rashwan Hasan Mısırlı bir yazar ve şairdir. Kariyerine çok erken yaşlarda başlamış, 7 Temmuz 2020'de 'Dünya Vatanı' gazetesine, 25 Temmuz 2020'de ise 'Medeni Diyalog' gazetesine yazmaya başlamıştır. Bu şekilde, on sekiz yaşına gelmeden önce düzenli olarak yazı yayımlamaya başlamıştır Onun yaşı. Şiirsel kariyerini farklı kılan şey, tamamen dijital bir şairin yolculuğudur. Geleneksel yayıncılık veya kağıt dergilerde başlamamış, bunun yerine elektronik platformları ana yaratıcı sahnesi olarak benimsemiştir. Bu yönelim, Mısırlı bir şair olarak ünlü dijital edebiyat ansiklopedileri olan "Divan Ansiklopedisi" ve "Edebiyat Ansiklopedisi"nde yer almasıyla kendini gösteriyor. Reşvan Hasan, diğer yazarların şiirleriyle birlikte yaptığı yayınlarla dijital edebiyat manzarasının bir parçasıdır, bu durum onu geleneksel olmayan bir edebi topluma dahil gösterir. Konular ve sanatsal özellikler: Reşvan Hasan'ın şiirsel metinleri, klasik Arap şiiri yapısına belirgin bir bağlılık gösteriyor. Şiirlerinde geleneksel kafiyeler izleniyor ve sade bir dil ile güçlü kelimeler kullanılıyor, bu da onun eski şiir okullarından nasıl etkilendiğini vurguluyor. Bu stil yaklaşımı, şairi özgür şiir ve şiirsel nesrin hakim olduğu bir dönemde klasik formları canlandıran yenilikçilerin saflarına yerleştiren bilinçli bir seçimdir. Eserlerine gelince, insani duygular etrafında dönmekte ve özellikle aşk, özlem ve tutkuya odaklanmaktadır. "Şiir dilimden ona çıkıyor" ve "Sevgili evine gittim ama durmadım" gibi şiirleri, aşkın acısını ve tutkusunu yansıtarak aşk ve bağlılık hislerini tasvir etmektedir.
Eserleri
Ve ona sitem etmeye başladım
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!