Yüreğimin derinliklerinde bir evren var
Boşlukları hiç olmayan
Her santimi yıldızlar ile
Her köşesi gezegenler ile dolu.
Ama hepsinin yaşam kaynağı farklı,
Kimisi senin kokun ile,
Yağmurda rastlamıştım sana.
Ne zaman yağmur yağsa
Şemsiye taşımaya korkuyorum.
Ya önümden geçersen,
Ya seni fark edemezsem?
Hani, gittiğinde seni öpmek nasip olmamıştı,
Hatırladın değil mi?
Peki,
Giderken yudumladığın o fincanı?
İşte o fincan bana veremediğini verdi
Minik bir dokunuş bırakmıştın üzerine.
Fotoğrafını çekenlerin en büyük hatası,
Seni çektiğini sanması…
Hal bu ki,
İlk makara değişiminde orada yoksun.
Ama ben seni içime çektiğimde,
Orada kalıyorsun.
Derhal gamzelerini bana ver.
Benimle tanıştığında onlara sahip değildin.
Şimdi onlara daha çok ihtiyacım var.
Ben de sana göz yaşlarımı veririm.
Gözlerimin arkasına bir geçsen.
Ve oradan kendine bir baksan.
Ben sana nasıl bakıyorum bir bilsen.
Emin ol!
Bir daha oradan hiç çıkmak istemezsin...
Doğduğum günü bilmiyorum.
Ne hissettiğimi de,
Minik bedenimin tek hissettiği acıkmak ve ağrılar.
Büyüdüğümde ise gözyaşlarım aldı yerini
Çocukluğumdan tek farkı ise
Gene ağzının içinde bir şeyler saklıyorsun
Hadi çıkar dilinin altındaki baklayı dedi.
Yapamadım!
Dilimin altında adın
Ağzımda da kalbin vardı.
Tarif ediyorum
İçin için ağlamak nedir biliyor musun?
Beni terk edeceğin gün hiç konuşmamıştın.
Sürekli, sürekli ağlamıştın!
Ben ise gözyaşlarını durdurmak için
Kaç tel saçın dudaklarına dokunur?
Kaç damla gözyaşı yanaklarını ıslatır,
Tenine huzur verir, çíğ tanelerini kıskandırır.
Kaç günaydın bir sabaha sığar sen olmayınca?
Peki ya akşam;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!