...
her ne kadar usandıysam da
buradayım hâlâ,
büyük ve kalabalık şehirlerin
karanlığına alıştım artık;
ışıltılı hayatını da gördüm bir aralıktan...
en çok yokuşları yordu beni,
düz ayak gezmediğim yerleri çokça...
her sabah erkenden uyandım,
bazen seherde
harabe ve telaşlı bir kara tren gibiydi
gönlüm aslında;
lokomotif oldum çocukça,
ıssız bir istasyonda yapayalnız/filinta.
durak da oldum boşlukta,
durağan da...
bir ömür koştuklarımı saymazsak,
bakıp gördüklerimi de yani;
alıştım artık nedensiz koşuşturmalara...
her şeye ve her yere olmasa da alıştım;
sıcağa, soğuğa/güneşe, aya
Van Gölü kadar neşeli şarkılar dinledim,
bir ara
hüznü yeniden öğrendim
Zap Suyu’ndan
ve direnmeyi asi Munzur’dan...
her ne kadar kaçırdıysam da onulmaz
sevmeler çağını,
vakitsiz vakitlerimde
eski sevgiliye emanet bıraktım
gözbebeklerimi hoyratça...
her ne kadar yolun sonunda değilsem de
unuttum başını çoktan
ve titremesi geçti zemherinin.
üşüdüm artık
bahara giden ve bitmeyen yolculuklarda;
eski, paytak yürüyüşlerim
ne güzeldi patikada...
zifir renginden solmuş geceye
ve güneşsiz günlere olmasa da alıştım;
tümüyle uykusuzluğa ve azıcık susuzluğa...
belki bir gün ortaya çıkar
eski sevgili
azıcık cesaret ister diye
cebimde, cepkenimde saklıyorum,
saklanıyorum usta.
şimdi hepimize yetecek kadar
çekingenliklerimiz,
korkularımız da var/üşenge-n-çliklerimiz de
onları yenecek cesur sevdalarımız da; düşelim yola...
Bülent Öntaş, 24.12.2025
Rewşan: parlak, ışıklı.
Kayıt Tarihi : 31.12.2025 12:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!