Bir yudum almak için şarabından,
Bir parça beyaz gönderdim mehtabımdan.
Bilemedim göğümüzün ayrı olduğunu,
Kalplerin sadece masallarda bir olduğunu.
Gezegenler bile bakamadı utancından,
Yıldızlar söyledi gözlerimin dolduğunu.
Ellerim uzandı galaksinin siyah çukurundan,
Samanyolu bile dolduramadı boşluğunu.
Ölüm gibi ıssız ve ürperticiydi ayrılık,
Gönül şahikamda sütunlarım devrilmişti.
Dindiremiyordu sızıyı virtüözün notaları,
Sazlar, cümbüşler melâle yenilmişti.
Adımlar bitiremiyordu Gölbaşı sokaklarını,
Ankara’da ayaz cüzzamlı gelmişti.
Hangi divanda inanmışsam aşka,
O efsanenin burcu üstüme sinmişti.
Yürek kırıntılarımın içinde saklamıştım sevdamı,
Yüreğimi yakıp kül eylemen reva mıydı?
Endamını seyre dalmıştı şu gözlerim,
Yollarına baka baka ağarmıştı gözlerim.
Hâlbuki adımlarınla büyümüştü gözlerim.
Beni böyle küçük düşürmen reva mıydı?
Ben ki zamana yenik düşmüştüm,
Eşkiyaların zindanında esir düşmüştüm.
Beni tekrar mağlup etmen reva mıydı?
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 00:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!