HANİ!
Hani! Kardelen çiçekleri açacaktı bu kışta,
Hani! Güneşe meftun o edasıyla kafasını kardan çıkaracaktı,
Hani! Zirvelerde o olacaktı seyredecekti devri âlemi,
Hani! Öksüz bırakmayacaktı bizleri, biz gibi garipleri.
Geriye doğru şöyle yalın ayak bakarız içimizden bir ah çekeriz en güzel yıllarımızdır arata kalan kırık dökük tebeşirlerdir. Hangimiz özlemeyiz ki, aramayız ki şarjsız cep telefonumuzdan, lise yılları derler hatırladınız mı? Hatıralarımız küçük boş bir kâğıda yazılmış kelimelerden ibaretti belkide, ama olsun içinde ben vardım sen vardın birde onlar.
Eksik olmazdı kravatımızdan ketçap, ceketimizden ayran lekesi, rehberlik derslerinde tartışılan erkek kadın hakları, edebiyat dersinde nokta ile virgül. Hangimiz kopya çekmedi ki, sözlüye kaldırıldığımızda uydurduğumuz beyaz yalanları saymazsak. Uzun okul bahçesinde volta atardık, cebimizde getirdiğimiz sigarayı yemekten sonra okulun wc sinde yakardık, kendimizi şanslı hissederdik müdür bey yakalamadığı zaman bizi.
Benim disiplin kurulunda tartışılan hiçbir siyasi yönüm ve aşkım olmadı belki en çok bir kişiye âşık oldum o da birkaç yüzyıl önce vefayı aramaya gitti. Hasret prangalarım eskidi, pas tuttu kalbimi ona âşık olduğumu söyleyemedim. İsmini yazmadım sıramın üstüne ve ben ona hiç şiir de yazmadım bir tutam sevdalığım dışında. Hiç bilmezdim liseden sonra duygusal şiirler yazacağımı ve artı parantez lafını da duymadım, belkide hiç büyümedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!