Zengin der ki: “Bu ayda anlarım fakirin hâlini…”
Ne güzel söz! Ne latif bir merhamet hâli sanki.
İki öğün az yiyince olur açlığın kardeşi!
Oysa fakir, açlığa akrabadır, soydaştır,
Nesilden nesile geçer çektiği.
Zengin akşam ezanını beklerken sofralar taşar,
Bir tas çorbayı bekleyen;
Fakirin gölgesi uzar da uzar.
Sahurda tencere kaynar onun evinde;
Fakir, ekmek kırıntısıyla avunur sabrının içinde.
Der ki yine zengin: “Aç kaldım bugün, anladım işte!”
Hangi açlık bu? Saatli, garantili, sonunda mükâfatlı…
Fakirinki öyle mi;
Onunki takvim bilmez, iftar saatini tanımaz,
Bir gün değil, bir ömür sürer vaktini doldurmaz.
Ama olsun…
Ramazan mukaddes; kalpler yine yumuşar belki,
Belki zengin, fakirin lokmasını değil de
Utancını hisseder biraz.
Zengin buyurur: “Ramazanda anladım fakiri…”
Ne büyük şeref!
Sanki açlık yeni icat edilmiş de
Bugün anlamış gibi.
Akşama kadar midesi guruldar,
Lakin bilir ki sofrada nimetler dizili bekler.
Fakir ise gün boyu değil,
Ömür boyu aynı gurultuyla yatar.
Zengin sahura kalkar:
Bir eli balda, bir eli kaymakta,
Sonra utanmadan der ki:
“Bugün aç kalınca düşündüm fakiri…”
Ne ince düşünce!
İnsanın gülesi mi gelir,
Yoksa fakirliğine daha mı kahredesi?
Zengin açlığa tutulan bir ibadetçi,
Fakir ise açlığa tutsak bir mahkûm.
Biri saat sayar,
Diğeri kader der yaşar.
Ve zengin hâlâ konuşur:
“Sizin hâlinizi az çok anladım…”
Yok efendim, anlamadın!
Açlık sende misafir,
Bizde nüfusuna kayıtlı akraba.
Sen oruç bozarken sofran taşar ya,
Bizim oruç kendiliğinden bozulmaz,
Çünkü bozacak bir şey yoktur ortada.
Derken Bayram gelir çatar;
“Bayram O Bayram Olsa”
Derler ki bayram gelince fakir de bayram eder,
Ne hoş söz…
Sanki yoksulluğun kapısına şekerciler dayanır,
Sanki açlık, bayram sabahı tatile çıkar.
Zenginin bayramı başka:
Sabahın seherinde kuş sütü eksik sofralar,
Giyinilmiş ipek, sürülmüş kokular,
El öpmeye gelen torunlara takılan altınlar…
Sonra da der ki:
“Bayramda herkes mutlu olur.”
Öyle mi?
Fakir bayrama uyanır;
Elbise yok, ayakkabı yok,
Çocuğun yüzünde utancın kırmızı bir lekesi,
Evin içinde sessiz bir “keşke”…
Ama olsun, zengin öyle buyurmuş:
“Bayramdır, sevinin!”
Sevinelim öyleyse!
Bayrammış…
Kimine tatlıdır, kimine yara.
Zengin için şenliktir,
Bizim için takvimde
Kırmızıya boyanmış acı bir hatırlatma.
Ve diyoruz ki biz de Alvarlı Efe gibi:
“Bayram o bayram olsa…”
Fakir kapısında utanç değil umut bulsa,
Zengin sofrasında bereket değil vicdan olsa,
Bir gün herkes aynı ekmeği bölse,
Rızkın yüzü eşitçe güldürse…
Ama o gün gelene kadar…
Bayram gelir, bayram geçer;
Biz yine aynı cümleyi içimizden söyleriz:
“Bayram o bayram ola…
Şu adalet de azıcık bayramı hatırlaya…”
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 04:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!